fethullah gülen

entry6812 galeri
    173.
  1. kısaca hiçbir olumsuz önyargımız olmadığı gibi, olumsuz yaptırım politikamız da yok. türkiye'nin almanya'daki vatandaşlarının ulusal kimliklerinin korunması, huzur ve can güvenliklerinin sağlanması yolunda izlemede bulunması sadece bir hak değil, uluslararası mevzuata göre de kabul edilmiş bir yükümlülük. tıpkı, almanya'nın türkiye'de yaşayan 100.000 civarındaki etnik alman vatandaşını izleme, koruma, hak ve hukukunu savunma yükümlülüğü gibi. türkiye almanya'nın bu yükümlülüğüne saygı duyuyor. almanya ise asla. almanya, rusya federasyonu, abd, çin, iran gibi stratejik önemi olan ülkeler gibi türkiye'de de görev yapan tüm diplomatlarını (büyükelçi, müsteşar, başkonsolos ve tüm konsoloslar, her derecedeki sekreterler, basın-eğitim-kültür ataşeleri) bnd kadrosundan atamaktadır. askeri ataşelerinin bile anbw (amt für fernmeldwesen bundeswehr) mensubu olduğu tüm ilgililerce bilinmektedir. örneğin, bu ülkenin ankara büyükelçiliği'ne bu yılın başında atanan dr. rudolf schmidt'in ilk işi, kdp'nin irtibat bürosu'nda (sözde kürdistan büyükelçiliği) verilen izinsiz nevruz resepsiyonuna katılmak olmuştur. arkasından, alman dışişleri müsteşarının "artık kürtler için federasyonun tartışmaya açılması" talebi gelmiştir. büyükelçi, 27.6.2000'de, diyarbakır'da 39.5 milyon dm'a malolacak atıksu arıtma tesisinin temel atma törenine, "kürdistan" mizanseni içinde katılarak şov yapmıştır. bir başka deyişle, bölge halkına ülkesi adına doğrudan destek mesajı vermiştir. akabinde, alman kalkınma enstitüsü başkanı prof.dr. peter trevner başkanlığındaki heyetin sözde yatırım amaçlı gezisi -hem de iki ay içinde iki kez- sözkonusu olurken, bunu diğer alman heyetleri izlemiştir. nedense ziyaretler, mondros mütarekesi ile sevr antlaşması'nda yeralan "vilayat-ı sitte"ye yapılmaktadır, yoksa ekonomik açıdan çok daha geri olan kastamonu'ya, bolu'ya, yozgat'a değil. türkiye'deki şeriatçı yapılanmalarla doğrudan ilişki içinde bulunan bnd ajanları, bir başka koldan "misyonerlik" kisvesi altında da faaliyet sürdürmektedirler. alman sefaretinin diplomatik dokunulmazlığı ile gerçekten dokunulamayan bnd misyonerleri, binlerce türk vatandaşını islâmiyetten koparmayı başarmışlardır. örneğin, sözde depremin yaralarını sarma gibi son derecede insancıl amaçlarla izin alarak adapazarı'na gelip de burada psikolojik sorunlarını devam eden depremzedelere din değiştirme telkinatı yapan bnd bağlantılı üç örgüt: "alman protestan kilisesi", "federal alman kilisesi" ve "türkiye-alman kiliseleri birliği", yıkıcı faaliyetlerini el'an sürdürmektedirler. türkiye, bugüne kadar hiçbir alman diplomatını ve de görevlisini sınırdışı etme irade ve kararlılığını gösterememiştir. bu, nasıl bir sorumsuzluk ve onursuzluktur?

    kaydedilen o ki, bnd'nin kontrolünde türkiye'de etki ajanı bulan-yetiştiren, sevk ve idare eden "humboldt vakfı", "konrad adenauer vakfı", "heinrich böll vakfı" gibi vakıfların yanısıra, gazeteci, araştırmacı, arkeolog, sosyolog, işadamı, çevreci vb. kimliğinde -yüzlerce değil- binlerce bnd ajanı türkiye'de, türkiye aleyhine faaliyet yürütmektedir. ama türkiye, misilleme politikası uygulamamaktadır; daha doğru deyişle, -karar mekanizmalarına yuvalanan alman etki ajanlarının engellemesiyle- uygulayamamaktadır. hatta o kadar ki, içişleri bakanlığı'nın 24.3.2000 tarihinde yürürlüğe koyduğu, türkiye'ye girilmesine izin verilmeyecek 56 kişilik sakıncalılar listesinde, yeni zellanda'dan romanya'ya kadar pekçok ülkeden isim bulunurken bir tek alman'ın ismine rastlanılmamaktadır (5). bunun adı, vatanseverlik ya da devlet adamlılığı değildir. bağımsızlığın, bağımsız dışpolitikanın olmazsa olmaz türünden en önemli ilkesinin biri ulusal güç kaynaklarını harekete geçirmekse, en az onun kadar önemli olan bir diğeri misilleme yapmaktır. hem ulusal güç kaynaklarını harekete geçiremeyeceksiniz ve hem de misilleme politikalarını üretip yürürlüğe koyamayacaksınız. bunun adı, olsa olsa manda zihniyetli maşalıktır, etki ajanlığıdır ya da gafil olmaktır.
    2 ...