fethullah gülen

entry6812 galeri
    172.
  1. örneğin lord rotherham, londra'daki sözkonusu ödül töreninde, fethullahçıların toplam okul sayısını kendi okulları gibi kabul ile övünerek "50'den fazla ülkede 500'den fazla müessese" olarak açıklamıştır. keza, fethullahçıların balkanlarda romanya, bulgaristan, arnavutluk, moldova gibi ülkelerdeki okullarının sayısını artırma çabalarının yanısıra, yunanistan'da da okul açma pazarlıkları bilinmektedir. fethullahçıların şirket-okul açma, örgütlenme çabası içinde oldukları diğer ülkeler ise aynen şöyledir: fransa, belçika, isveç, norveç, hollanda, finlandiya, danimarka, ispanya, kanada, çin ve japonya. tüm bu ülkelerdeki okulların açılmasında türkiye'nin sözkonusu ülkelerle imzaladığı ikili kültürel antlaşmalar kesinlikle devredışıdır. dolayısıyla fethullahçıların yurtdışındaki okullarında milli eğitim bakanlığı'nın herhangi bir denetimi de sözkonusu değildir. diyelim ki olsa bile bu denetimi yapacak birimin başında hâlâ militan bir fethullahçının bulunması, devletin ve sistemin aczi adına oldukça manidardır. dolayısıyla tüm bu okulların açılma izni ve denetimi, ilgili devletlerin istihbarat servislerine aittir. dolayısıyla, fethullahçıların ikili ajan rolü oynadıklarına inanmak da doğru olmaz, onlar multi-ajan statüsü ve işlevi dahilinde hareket etmektedirler. fethullahçılar, türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardır. iyi derecede yabancı dil bilen, hocaefendilerine "dog" sadakati ile bağlı, okul ve şirket açma izni karşılığında her şeye, kendi devletine, ulusuna, gerektiğinde kendi söylemlerine bile ihanet edebilen -örneğin, doğu türkistan türklerini, kosova türklerini, kerkük türklerini yok sayacak kadar sağırlaşabilen- fethullahçılar, artık ulusal bir cemaat değildirler. olsa olsa uluslararası bir ajan borsası: okul-şirket açma izni ver, istediğin kadar ajanı tepe tepe kullan!..

    3. etki ajanları ile mücadelede almanya ve abd örnekleri

    türkiye dahilinde kontr-espiyonaj faaliyetlerini yürütmek mit'nın asli görevidir. askeri alanlarda da hiç şüphesiz tsk istihbarat kuruluşları faaliyet gösterme yetkisine sahiptir? ya etki ajanları ya da nüfuz casusları için?!. türkiye'de maalesef böyle bir misyonu olan resmi kurum yok!.. olmadığı için de türkiye cumhuriyeti devleti'nin kendini savunma mekanizması felç olmuş durumda!.. işte, hedef ülkelerde etki ajanlarını en yoğun biçimde kullanan ve kendi ülkesinde ise hasım ülkelerin etki ajanlarına hayat hakkı tanımayan iki örnek: almanya ve abd.

    1.
    almanya örneği:

    almanya'da kontr-espiyonaj, etki ajanlığı ve benzeri faaliyetlerle mücadeleyi üstlenen federal anayasayı koruma teşkilâtı bfv (bundesamt für verfassungsschutz)'ın yanısıra, ulusal polis örgütü ve de dış istihbarat servisi bnd (bundesnachrichtendienst) arasında koordinasyonu sağlamakla yükümlü ve de geniş yetkiye sahip -ernest uhrlau'nun yönetiminde- ayrı bir birim daha bulunmaktadır. almanya'daki türklere yönelik olarak bu istihbarat servislerinin koordineli biçimde yürüttükleri faaliyet sonrasında, türkiye'deki siyasal-dinsel ve de etnik bölünmüşlüğün küçük bir modeli oluşturulmuştur. almanya'da faaliyet gösteren her türlü şeriatçı-mezhepçi, nizâm-ı âlem ülkücüsü, ikinci cumhuriyetçi, bölücü, marksist terör örgütleri, yine türk kimliğine, türk devletine, cumhuriyete, laik hukuk sistemine, kısaca türkiye'ye karşıdırlar. yalnız bir farkla, kuklalaştırılmış sözkonusu örgütlerin tamamı, alman istihbarat servislerince sımsıkı kontrol altında -türkiye'ye karşı- sevk ve idare edilmektedirler. alman istihbarat servislerinin kontr-espiyonaj ve etki ajanlığı faaliyetlerine karşı kendi ülkesindeki duyarlılığı, kabuledilebilir sınırlar dışında, adeta paranoya derecesindedir. örneğin, kendi vatandaşlarının sorunları ile ilgilenmek gibi asli görevlerini yerine getiren diplomatlarımızdan yedisi, bu yılın başında, iki grup halinde (önce üç, sonra dört) olmak üzere- casusluk suçlamasıyla sınırdışı edilmek istenmiştir. türkiye, bu iş için bizzat ankara'ya gelen almanya istihbarat servisleri koordinatörü ernest uhrlau'nun baskılarına -koşullu da olsa- sonuçta boyun eğmiş; diplomatlarımız geri çekilmiştir. resmi gerekçe her ne kadar, sözkonusu diplomatlarımızın, 350 türk vatandaşının ölümünden doğrudan sorumlu olan pkk'nın sözde komutanı cemal kod adlı murat karayılan'ı izleyerek casusluk (!) faaliyetinde bulunmaları ise de, gerçek gerekçenin bir misillemeden ibaret olduğu yadsınamayacak ölçüde açıktır: önceki mit müsteşarı döneminde, mit'i kontrol altında tutma ve yönlendirme çabalarındaki başarıları bilinen bnd, halihazırdaki mit müsteşarı döneminde -ki bu dönemde almanya'nın desteğindeki pkk'nın üst düzey yöneticilerine yönelik iki başarılı sınırdışı operasyonu: "yarasa operasyonu" (şemdin sakık ve arif sakık), "safari operasyonu" (abdullah öcalan) gerçekleştirilmiştir- kendilerine yönelik tüm bilgi akışının kesilmesinden dolayı paniklerken, üstüne üstlük pkk'nın bir başka katili olan cevat soysal'ın 21 temmuz 1999'da moldova'da mit görevlilerince derdest edilerek türkiye'ye getirilmesi ile tüm dünya istihbarat servislerinin önünde resmen aşağılanmıştır. zira, soysal'ın yakalanmasının açıklaması, almanya'nın dışişleri bakanı joschka fisher'in türkiye ziyareti sırasında -özellikle- yapılmıştır. ve alman bakana, cani soysal'ın üzerinden çıkan mönchengladbach (eyalet ofisi-lfv) mahreçli 0790937 no.lu seyahat belgesi gösterilerek açıklama istenmiştir. ve mit müsteşarı, bu gelişmelere tavır olarak almanya'ya yapacağı planlı gezisini iptal etmiştir. ilk kez türkiye'ye yönelik düşmanca faaliyetlerden dolayı hem de resmi bir belgenin hesabının sorulması ve de tavır konulması, işte sözkonusu misillemenin kaynağını oluşturmuştur. bu konularda almanya'nın tek yanlı kuraltanımazlığı, diplomatik nezaketsizliği, hatta saldırganlığı yeni bir olgu değildir, tıpkı son olmayacağı gibi. hâlâ hatırlardadır, 1989'da stuttgart başkonsolosluğumuzda görev yapan iki, berlin konsolosluğumuzda görev yapan iki, bonn'da, nürnberg'de, hamburg'da ve köln'de görev yapan birer diplomatımız olmak üzere, toplan sekiz diplomatımızın "casus" suçlaması ile türkiye'ye dönmeleri sağlanmıştı. keza, 1994'de bonn'daki büyükelçiliğimizde iki, berlin'de ise bir diplomatımız, yine "casusluk" suçlaması ile geri gönderilmişti.

    gelelim türkiye'deki "almanya"ya. türkiye'nin almanya'nın ulusal bütünlüğü aleyhine hiçbir amacı ya da girişimi yok. almanların irredandist-şoven ırkçılığı ise, sadece insan hakları ve de işçilerimizin can güvenliği ile sınırlı olarak takip ediliyor, hepsi o kadar. türkiye'nin 2.400.000 vatandaşının mevcudiyetine karşın, almanya'da geçerli bir etki ajanı programı bile bulunmuyor. her ne kadar tek yanlı çalışan gümrük birliği anlaşması dolayısıyla aksi mümkün olmasa da, alman şirketlerine yönelik ihale ya da ithal kısıtlaması sözkonusu değil.
    2 ...