fethullah gülen

entry6812 galeri
    170.
  1. sözkonusu hocaefendilerden biri olan malûm zât, kalabalık maiyeti ile -buna 24 saat yanından eksik olmadığı söylenen doktorları dahil- pennsylvania eyaletinde philedelphia yakınlarında özel bir çiftlikte yaşıyor. çiftliğin bulunduğu bölgenin fbı koruması altında, refakat memurlarının (conducting officer) gözetiminde olduğu ve buralardaki çiftliklerde yaşayanlara birinci derecede özel öneme sahip koruma programının (countursurveillance faaliyeti) uygulandığı kaydediliyor. örneğin, telefon rehberinde hocaefendinin ya da bir başka türkün adı yok. özel çiftlik arazisine girme yasağını belirten levhaları ve de refakat memurlarını geçmek mümkün değil. gerçekte bu çiftliğin, cemaatin gazetesinin sorumlularının da aralarında bulunduğu, abd yasalarına göre kurulan "altın nesil vakfı" adına fbı tarafından fethullahçılara 1991'in başında tahsis edildiği ve aynı yılın ortalarında yök ya da meb bursu ile bu ülkeye gönderilen fethullahçı yüksek lisans öğrencilerinin bir yaz kampı oluşturarak sözkonusu çiftlikte örgütlenme toplantıları gerçekleştirdikleri biliniyor. üstelik, cıa yetkililerinin eyalet valisi ile temasları sonucu, cemaatin eyalet sınırları içinde bu yıl bir de okul açtığı gelen -teyidi alınmış- duyumlar arasında.

    fethullahçılar, bugüne kadar a.b.d. derin devleti (nsa, cıa, fbı, sdds, nsc vd.) ile ilişkilerini inkâr edecek bir açıklama yapmaktan sürekli kaçındılar. hatta bu tür şüpheleri, hem de hocaefendilerinin ağzından "dünya jandarmasının arkalarında olduğu" kanısını uyandıracak, kamuoyunda kendilerine daha bir olağanüstü güç hamlettirecek açıklamalarla artırmak için özel çaba sarfettiler (4).

    diyelim ki böyle bir durum yok, ileride takiyye yaparak bu girift ilişkiyi inkâr edebilirler. şimdi, fethullahçı yapılanmasının istihbarat tekniğine dayalı kısa bir irdelemesi, sizleri olası bir inkârın tüm dayanaklarını ortadan kaldıracak verilere götürecektir. isterseniz en basitinden başlayalım, daha teknik ayrıntı ve bilgileri dgm savcısı ile askeri savcıya bırakalım:

    1.
    2. hocaefendilerin tümünü "masum" varsayalım: a.b.d.'nde ikâmetin yasayla belirlenmiş katı koşulları bulunmaktadır. hiç kimse yasal olarak, resmi başvuru yapmaksızın ve de gerekçesini belgelemeksizin -defactor statüsü hariç- bu ülkede altı aydan uzun bir süre kalamaz. kaldı ki bu hocaefendilerin en ünlüsü, haziran 1999'da show tv'de reha muhtar'a yaptığı bir saati aşan açıklamada, 14 gün sonra türkiye'ye döneceğini taahhüt etmiştir. tabii ki hem de kamuoyuna yapılan bu taahhüt sahibi tarafından bugüne kadar hâlâ yerine getirilmiş değildir. hocaefendilerin tümünün yeşil karta sahip olmaları teknik açıdan olanaksız, çünkü yasal koşullar uymamaktadır. bu ülkede yaşayanlar, sıradan insanlar için lotarya şansı (!) dışında yeşil kart almanın zorluğunu ve formalitelerini çok iyi bilmektedirler. gerçekte, abd'de derin devlet koruması altındaki hocaefendilerin, "kaç!" komutunu aldıkları andan itibaren cıa "iltica ve taraf değiştirme departmanı"nın acil (exfiltration) planına dahil olarak kendilerine tanıdığı kolaylıklardan yararlandıkları bilinmektedir. bu arada, merve kavakçı gibi abd vatandaşlığına alınmışlarsa o başka. o zaman her şey apaçık ortada olacağı için bu irdelemenin ayrıca bir anlamı kalmaz. bu arada, abd büyükelçiği ve konsoloslukları, hocaefendilerini ziyaret amacıyla cemaatten usulüne uygun gönderilen tüm ziyaretçilerin vize problemini -10 yıllık vize vererek- çözümlemektedir. cemaatten sızan bilgilere göre, cemaate dahil dışticaretle iştigal eden tüm şirketler, temsilcilik açarak bu ülkeye sermaye aktaracakları taahhüdünde bulunmuşlardır. hocaefendinin haleflerinden biri olan amerika kıta imamı ve aynı zamanda cemaatin abd başkanı i. ismail büyükçelebi, -başkanlık (imamet ve riyaset) merkezi new jersey'de bulunmaktadır- ülke (yeni vatan) çapındaki sistematik örgütlenme çalışmalarına 11 haziran 2000'de abd'nin en kuzeybatısındaki seattle'daki bölge toplantısı ile start vermiştir. bugüne kadar daha ziyade saf insanlarımızdan para çarpmak için düzenledikleri himmet toplantıları, örgütlenme toplantıları ile çeşitlilik göstermiş bulunmaktadır. aynı toplantıların kanada'yı da kapsayacağı, cemaatin burada da sermaye aktarımı yoluyla göçmen vizesi kolaylığından faydalanarak koloniler oluşturacağı önesürülmektedir. zaman gazetesinden nuh gönültaş'ın deyimi ile "amerika'nın zorunlu keşfi" başlamıştır. herhalde hocaefendileri, tarihe pekçok sapkınlıklarının yanısıra, müritlerinin ikinci kristof kolomb'u olarak da geçme niyetindedir...
    3. hocaefendilerin aldıkları ilkokul mezunu emekli maaşı ile bunca süre abd'de nasıl -hem de mayo fethullahçı kliniği dahil- tedavi görüp, 24 saat süreyle doktor gözetiminde nasıl kalabildiğini; çiftlikte rutin harcamaların yanısıra, kâhya, aşçı gibi personelin maaşlarını nasıl ödeyebildiğini; her hafta onlarca, bazen yüzlerce misafirin ağırlama masrafını nasıl karşılayabildiğini kerametle açıklayan müritlere inanmak ne derecede olanaklı?!. keza, ilkokul mezunu olmanın verdiği yabancı dil düzeyi (!) ile ingilizcenin güncel terminolojisini de kullanarak "fountain" dergisine yazdığı akademik (!) düzeydeki makalelerin kerameti -her ne kadar inanmasak da- nereden geliyor? amazon şirketi, ingilizce yazılmış kitaplarını nasıl pazarlıyor? cıa ile organik dayanışma içindeki abd üniversitelerinden hangilerinde hocaefendilerinin bilimsel (!) çalışmaları ile ilgili onlarca doktora çalışması yürütülüyor? paul henze, graham fuller, lois freeh, carey cavanaugh gibi ünlü istihbaratçı ve malûm kişilerle, hatta çiftlikte beraber kalıp, eyaletleri birlikte gezdikleri istihbarat memurları (handolder) ile hangi dil düzeyi ile iletişim kuruluyor? hiç şüphesiz bunlar küçük ve önemsiz sorular.
    fethullahçı yapılanma, cıa'nın öngördüğü tarikat (sözde sivil toplum cemaati) modeline -mormon, moon, scientology vd. gibi- tıpatıp uymaktadır. modelin amacı, tarikatları, birer sivil toplum örgütü (ngo) olarak yeniden yapılandırmak; küreselleşme sürecinde mevcut düzene karşı çatışma görünümü yaratmadan uysallaştırmak... öncelikle müridin toplumsallaşması ile başlatılan süreç, suya bir taşın atılmasıyla oluşan halkalar gibi müridi kuşatan çevreler yaratmaya dayanıyor. bu çevreler;

    sosyal çevre/yakın çevre olarak ailenin ve müridin içinde bulunduğu bir anlamda özel alan olan cemaat;

    cemaatın kendi ekonomik, eğitim, sağlık, teknolojik, politik ve kültürel sistemlerine dayalı kamusal alan (cemaatın kendi gereksinimlerini karşılarken, bu sistemler aracılığıyla cemaatin sürdürülebilirliğine, gelişmesine ve yayılmasına olanak sağlamaktadır);

    tüm bunları da içine alan, cemaatın inanç-düşünce sistemine göre oluşturulan yönetim sisteminden oluşmaktadır.
    4.
    5. yönetim sisteminde, kâinat imamından, düz müride kadar inen hiyerarşik sıralama önem taşımaktadır. abd için hiyerarşinin sadece tepesini kontrol altında tutmak yeterlidir, çünkü cemaat disiplini nedeniyle tabanda sıkıntı yaşanmayacaktır. oysa, ulus-devlet yapılanması içinde sömürüye dur diyenler her zaman var olacaktır, dolayısıyla da hedef ülkeye yönelik her yatırımının maliyeti ve riski yüksek olacaktır. abd'nin tarikatlara öngördüğü modelde, önemli olan hiyerarşinin tepesinde yer alan tek karar vericiyi ve veliahtlarını-varislerini sımsıkı kontrol altında tutabilmektir. bu modelde, hocaefendinin yanısıra, kıta imamları ülke imamları ve de az sayıdaki danışman abd'ne (cıa) muhataptır. dolayısıyla istihbari gizlilik sadece bu üst kesim için sözkonusudur. daha altta yer alan bölge imamları, il-esnaf-semt-ev imamları, ortaokul-lise ağabeyleri, serrehberler ve şakirtler, cemaatin özgün gizlilik kuralları çerçevesinde faaliyet göstermektedirler. örneğin, ışıkevlerinin gizliliği, en az emniyetteki kadroların gizliliği kadar önem taşımaktadır. yurtdışı faaliyet göstermeye tam yetkili muhatapların mutlaka kod adları (alias) bulunmaktadır. örneğin, hocaefendilerinden birinin türkçe kod adları arasında "abdülfettah şahin", "***" (üç yıldız), "molla", "dahhak" (arapça gülen anlamında) bulunmaktadır (cıa nezdinde geçerli ingilizce kod adları henüz deşifre olmamıştır).
    6. pennsylvania'daki çiftlik adresinin gizliliği, en tepedeki hocaefendinin türkiye'deki eski ikâmetgahı konusu için de geçerlidir. örneğin, resmi makamlara (mahkemelere) hâlâ ikâmet adresi olarak (accommodation adress) bir aracı adres verilmektedir. adres incelendiğinde, izmir'de faaliyet gösteren cemaate ait bir yayınevi çıkmaktadır. tüm resmi yazışmalar, izmir kemeraltı'daki bu adres üzerinden yapılmaktadır. hatta adıgeçen, abd'de yaşadığı halde, bu ikâmet adresinde hala 150.000.000 tl (yüzellimilyon tl) maaşla redaktör olarak çalışıyor gösterilmektedir. aynı kişinin istanbul'daki resmi ikâmetgahı ise kayıtlarda yeralmazken, okul, dernek ve vakıf binalarında kendisine tahsis edilen özel katlarda kaldığı, faaliyetlerini buralardan sürdürdüğü ve her ziyaretçi grubundan sonra sık sık adres değiştirdiği bilinmektedir. legal, devlet karşıtı olmayan, salt dinsel ya da siyasal faaliyetlerde bile bu olağanüstü gizliliğe gerek duyulmazken, fethullahçıların bu aşırı duyarlılığının özel nedenleri olsa gerektir. bu örgütsel yapı ve gizliliğe verilen aşırı önem, fethullahçıların bir ajan şebekesi (agent net) olduğuna ilişkin kuşkuları kuvvetlendirmektedir.
    1 ...