fazlasıyla cesur ve fazlasıyla rahatsız edici. buradaki rahatsız edicilik durumunu olumsuz manada anlamayın ama. borat yani sacha baron cohen öyle bir dalmış ki amerika'ya çık işin içinden çıkabilirsen. aslında çok fazla şey de yapmıyor borat. sadece ab and d'de bir miktar aşırılıklara sahip adamı oynayarak onları kendi hallerine bırakıyor. yönlendirme yok, tuzaklar yok. amerikalılar kendileri başlıyorlar kusmaya..
aslında ne kadar aşırı da olsa borat'da bizden birşeyler bulacaksınız muhakkak. misal öpüşme meselesi çok tanıdık gelecek size. yani burdan borat'ın aslında kazakistan alt başlığı altında tüm bir doğu/az gelişmişlik/öteki kültürünü temsil ettiğini ve amerikalıların bunların yansımalarına ettiği kelamları göreceksiniz. borat hem islam'ı, hem uzak olanı, hem medeniyetin zıttını temsil ediyor yerine göre. aslında bunları hepsi aynı anlama geliyor onların gözünde bunu görüyorsunuz.
cohen'i bilmeyenler için aslında bu karakterin uzun bir geçmişi olduğunu ve izlediğiniz görüntülerin pek çoğunun kurmaca olmadığını ekleyelim. burada konuşan, hikayeye bir şekilde dahil olan amerikalılar kameraya çekildiklerini biliyorlar ama bir tek farkla. bunun hakikaten kazakistan televizyonunda yayınlanacak bir belgesel olduğunu ve borat'ın da gerçek bir gazeteci olduğunu sanarak.. özellikle rodeo sahnesinde borat'ın yaptığı konuşmayı alkışlayanları görünce kanınız donabilir. ya da müslümanlarla veya eşcinsellerle alakalı orta sınıf amerikalıların ne düşündüğünü öğrenmek istiyorsanız kaçırmayın derim.
kimi zaman ırkçı, faşist, kimi zaman homofobik, bazen elistist çokça 'öteki' düşmanı abd'yi ayağınıza getiriyor borat. ve bu kurmaca yapaylığından son derece uzak bir dille karşınızda. kilise'deki amerikalıları görünce çevrenizdeki müslümanlar mı yoksa onlar mı daha 'yobaz' siz karar verin. misal takım elbise giyerek modernite safsatasının arkasına saklanarak olmuyor bu işler. dışardan göründüğü gibi değil hiçbir şey.. borat'a yüksek amerikan kültürün öğretmeye çalışan ve kısa zamanda bunu başaracak gibi diyen kadına az sonra elinde boklarını doldurduğu torba ile bunu ne yapacağım diye sorduğunda borat, ifadesi görümeye değer. ya da kıçını silmesini istediğinde kadından. ve ilginci amerikanlıların dünyanın geri kalanının hakikaten bu ilkelliğe sahip olduğunu düşünüyor ve buna inanıyor olması. kendilerine olan sonsuz güven ve medeniyetin sadece kendi eksenleri etrafında döndüğüne olan inançları o kadar sağlam ki şaşırmamak elde değil. oysa çürük meyvalar her yerde ve haddinden fazla kurtlular. alabildiğine faşizan tavır ülkenin her yerinde farklı bir suretle karşımızda..
ondan kelli absürd mizahı sevmeyenler uzak dursun.. pek çok sahne mide kaldırıcı olabilir alışık olmayanlar veya tarza uzak olanlar için. mesela borat ve yüz küsür kiloluk kıl yumağı yapımcı arkadaşının birbirlerine 69 yaptıkları sahne veya plastik bir vibratörü birbirlerine sokmak için çırılçıplak bi şekilde kalabalık bir toplantı salonuna dalmaları şüpheniz olmasın ki gerçek. bir de pamela anderson'u kaçırma sahnesi var ki zannımca spoliler'a doydunuz.. bunun gibi nice sahnelerle dolu filmde zenci gençlerle olan diyalog ve ertesi ise kanımca en güzeli. arada sırada, özellikle kazakistan sahnelerinde bir kusturica cümbüşü tadını da alabilirsiniz..
uzun süredir bu kadar eğlendiğim, güldüğüm ve bu kadar 'net' bir film izlememiştim.. bazı kısımları kesilmeseydi bir de tadından yenmezdi. gidin ve borat'ın açtığı pencereden amerika'ya bakın.. bakalım hala medeniyetler çatışmasında ulvi değerleri temsil eden taraf onlar mı gelecek size.. iğrençlikse; sonuna kadar, uyarmadı demeyin..