Bir futbolcu düşünün ki bu kadar yetenekli olsun ama futbol zekası olarak fazla bir şey barındırmasın. işte Burak Yılmaz'ın kısa özetidir bu.
Ceza sahasına girer girmez hele ki yanında rakip takımın defans oyuncuları varsa ilk işi penaltı yaptırmak olmadı rakip oyuncuya kart göstertmek ya da oyundan attırmak.
Bu adam Beşiktaş'a büyük umutlarla getirildiğinde aynı haltları yediği için takımdan gönderildi. Hele ki sarı kart görmüş olduğu bir karşılaşmada daha sonra kendini bir de ceza sahası içinde yere atınca hakemi aldatmaya yönelik hareketten bir kart daha görüp oyundan da atılmıştı yanlış hatırlamıyorsam.
Sonra Fener'e gitti ve orada aynı sebeplerden ötürü kendini ispatlayamadı.
Manisa, Eskişehir'de aynı...
Kendini bulduğu yegane kulüp Trabzonspor olmuştu. Şenol Güneş bu adamın içindeki futbolcu erdemini ortaya çıkarmıştı.
Sonra bu sene Galatasaray'a geldi ve dün akşam oynanan Beşiktaş maçında da eski alışkanlıklarına döndüğü ispatlayarak uyduruktan bir penaltı yaptırdı.
Sonuç olarak takımının beraberliği kazanmasında etik olmayacak bir şekilde rol oynadı.
Ama şunu da kabul etmek gerekir:
Kedi her zaman pilav yemez!
Dün "Sanki tek kendini yere atarak penaltı yaptıran oyuncu Burak mı", "Yılma'dık" diyenler olmadık bir maçta takımını 10 kişi bırakırsa da aynı şekilde Burak'ın arkasında dursunlar o zaman.
Gerçi Fatih Terim bu tip hareketlere prim verecek bir hoca değildir.
Kısacası dün Burak sarı kart görmesi gereken bir pozisyonda takımına penaltı kazandırarak puan kazandırdı.
Oynadığı kumarı kazandı... Ama bu seferlik.
Bir zamanların bu tip uyduruk penaltılarının efsaneleşerek La Gazetta Dello Sport'a bile manşet olan Arif Erdem de internette kendisini eleştirerek adının çıkmasını istemiyorsa bu tip hareketlerden vazgeçmesini istemiş...