Ona tecavüz iftirasını atanlar acaba hiç düşündü mü, iftiranın dinen ne kadar büyük bir suç olduğunu? Kur'an'da, fasıktan bir haber geldiğinde onu araştırmamız emri var olmasına rağmen bir iddiaya dört elle sarılmanın ne büyük bir vebal olduğunun farkında mı onlar?
Bahsedilen kanıtlar ve mahkeme kararına gelince; deniliyor ki, adli tıp ve doktor raporuyla tecavüze yeltendiği tespit edilmiş! Daha ikna edici olsun diye hem adlı tıp hem de doktor kelimeleri ayrıca kullanılmış. Adli tıptakiler de doktor değil mi yahu? Ayrıca tekrar edeyim. Deniyor ki tecavüze yeltenmiş! Yani adam tecavüz etmemiş henüz. Yeltenmiş! Adli tıp ne zamandan beri teşebbüsü tespit edebiliyor? O dönemde gizli kamera olayları da yoktu ki ne yapmaya çalıştığı tespit edilebilsin! Mahkeme kararının tarihine bakın, 1980 yılı. yeşil ayakkabı giymiş diye yoldan adam tutuklanıp şeriatçı diye asıldığı dönemler. islam düşmanlarının zulmü en tepeye tırmandırdıkları zamanlar ve daha nice mücahitler ya düzmece mahkemelerle ya da suikastlerle harcandı o dönemde!
Bu iftirayı atanlar acaba biliyorlar mı, bu iftirayı atmak için kullanılan çocuğun mustafa islamoğlu'ndan özür dileyip helalleştiğini, ve şu anda da onun kurmuş olduğu akabe vakfı'nda çalışan bir gönüllü olduğunu? iftira kolay yayılır elbet. Ama iftiraya maruz kalanların temize çıktığını kimse dillendirmez. Artık iş işten geçmiştir. Artık konu gündemden düşmüştür ve hiç gündeme gelmesindir. Nasılsa böylesi bazılarının menfaati için daha iyidir, değil mi? Ne zaman kendilerine bir değneğin ucu dokunsa hemen sarılacakları bir bahane, hemen karşı atağa çıkmak için ellerinde çamur olacaktır. Ne de güzel, değil mi?