erkekten tamamen farklı bir yapıya ve karaktere sahip olan karşı cinstir. sadece insan için değil, hayvanlar için de böyledir mesela.
dişi her zaman, seçen taraftır, erkek ise seçilen. çünkü erkek dölleme talebiyle gelir, dişi ise türünü en iyi devam ettirebilecek erkeği seçme dürtüleriyle donatılmıştır. insanda bu iş frontal korteks tarafından yürütülür mesela. hayvanları bilmem. eğer erkek bir kadınla sadece tek gecelik bir ilişki istiyorsa, muhakkak ki dış görünüşüyle onu etkilemelidir. zira frontal korteksi uyarıp da dişinin erkekle yatmak istemesi tamamen dış görünüşe bağlıdır. ilk görünüşte dişiyi etkileyemeyen erkek, ondan sonrasında ne kadar zorlarsa zorlasın 1-0 mağluptur bir kere.
konuyu fazla dağıtmadan, kadın seçicidir, seçen taraftır demiştik. psikolojik olarak da farklıdır. erkeklerin kadınları tamamen anlaması mümkün olmadığı gibi, kadınların da erkekleri anlaması imkansızdır. erkekler kadınların özelliklerinden yakındıkça kadınlar asla değişmeyeceği gibi, kadınlar da erkeklerin özelliklerinden sitem ettiklerinde erkekler de değişmeyeceklerdir; çünkü bunlar genlerle gelen miraslardır. bir insana "sen öylesin, sen böylesin." denildiğinde değişmesi beklenmemelidir. eğer olduğu gibi kabul edilemiyorsa o insanla birlikte olunmamalıdır.
konuyu gene dağıtıyorduk. özet geçmek gerekirse, kadın ile erkeğin birbirine karşı üstünlükleri yoktur, bunlar tamamen farklı kulvarlardır. amma velakin, şu olay da doğrudur, nietzsche'nin de tespit ettiği ve ilk defa okuyacak erkek yazarlarımız ve okurlarımız için can acıtıcı olacağı üzere: erkek kadın için bir araçtır, amaç çocuktur. erkek maalesef ki kullanılıp atılan bir sperm bankasıdır kadın için. ha kadını aşık edersiniz kendinize, sonra süründürürsünüz filan, o sizin bileceğiniz iş. kaldı ki kadının intikamı da acı olur, bunu da göz önünde bulundurmak gerek bir bok yemeden önce.
kadınları etkilemek veya kadını elde etmek için asla erkek kendini yalvaran pozisyonuna sokmamalıdır. yani bu kadına özgü bir özellik değildir bana kalırsa, birisi size gelip yalvar yakar bir şeyler söylediği zaman onun dediğini yapmak yerine yalvarışını seyredersiniz. insandaki enaniyeti ve bencilliği harekete geçirir çünkü bir kişinin birisine yalvarması. yani kadını elde etmek için de kendi çizgilerinizi belirlemeli ve buna göre davranmalısınız. eğer ki kadın bu çizgilere getirilemiyorsa, bunun farklı sebepleri olabilir ki bunlar konumuz ekseninin haricindedir, o kadınla bir gelecek veya bir ilişki veya bir seks düşünülmemelidir.
ve tabii kadınlardan görüş sormak da çok akıl kârı bir iş değildir. bütün büyük devlet adamları devlet işlerinde kadına bir mahal verilmemesi gerektiğini söylerler. benim rastladığım en eski kayıt nizamü'l-mülk'ün siyasetname'sidir. çünkü kadınlar en basitinden duygularıyla hareket ederler. mantıklı davranırlar ama mantıkları duygularının emri altındadır. erkek için bu genel olarak tersinedir. dolayısıyla devlet işleri gibi ya da aklıselim düşünülmesi gereken meseleler gibi konularda kadınlara akıl sormak pek uygun düşmese gerek. bunu anti-feminizm olarak da algılamamalı. ben kadınların hayatta aktif rol oynamalarını savunan bir bireyim. lakin anlatmak istediğim bu değil, zaten bu dipnotu da düştükten sonra niyetimi anlamayanlar bir bu kadar daha yazsam, okusalar gene de anlamazlar. saygılar.