evrim konusu, insanların ilgisini çeken büyüleyici bir konu. hayatın sırrı! niye yaşıyor, neden ölüyoruz? kimdir bizi buna isteğimiz dışı mahkum eden, veya nedir?
fakat aklıma yatmayan; canlılardaki muzzam ve mükemmel düzenliliktir! nasıl bir tesadüften bu kadar güzel (hatta çirkinliği bile düzenli ve özenli) canlılar türeyebiliyor? birazı da horor filimlerindeki gibi çarpık çurpuk olmalı değil miydi? ya ruhsal duygusal kısımdaki gizemler! kendini aramak; buna gücü yeten tek canlı olarak (şimdilik) görülen insanın en köklü meselesi olmuştur ve varlığını sorgulamaktan insanoğlu hiç bir zaman vaz geçmeyecektir. bu tamam ve bu yolda yapılan çalışmaları da saygıyla karşılıyorum. fakat bu renkli televizyon, cep telefonu, manyetizma vs. gibi ilmi dört dörtlük izahı olan kazanımlar kadar basit bir şey değil, bu yüzden ben, evrim teorisine inanmayı kabul edemiyor, çalışmaları ise selamlıyorum. mikro dünyayı izleyecek imkanlara kavuşmuş olmamız harikalar diyarından binlerce bilinmeyeni bilgi hazinemize kaydedilmesini sağlıyacağına inancım tamdır. suni gen bile yapıldığını okudum haberlerde. diyelim ki 100 veya iki milyon sene sonra güneş bitmemiş , atom harbiyle dünya parçalanıp kosmozda toz haline gelmemiş ve kareş kardeş, spor müsabakaları düzenleyerek refahını artırmış halde yaşan insanlar, eriştikleri muazzam teknolojiyle ömürleri uzatsalar, kendilerini kopyalasalar, yeni canlılar üretebilecek hale gelmiş olsalar, evrimmi yapmış olurlar? ya da bu olgunun adı nasıl koyulmalıdır? benim mantığım (kabul ederim ki bu sahada çalışmaları, araştırmaları olan biri değilim) bütün bu olguların ilmi gelişmelerden ibaret kalacağı ve biz nasıl oluştuk sorusuna cevap veremeyeceği ve dolayısıyla evrimi de izah edemeyeceği sonucunu çıkarıyor. bu yüzden de gönlüm arzu eder ki; gitgide manevi yozlaşmayla hasar gören nesillerin, daha fazla etkilenmemesi ve gelecekte yeni fuzuliler, puşkinler, dostoyevski, james joyce, volter, camu, robert scholl, bahtin, yaşar kemal, goethe, cervantes, hugo .ilh.ler doğsun ve insanların ruhunun güneşi olsun, çocuklarımız maddi menfaat ayarlı ruhsuz robotlara döndürülmesin istiyorsak, sapla samanı karıştırmak hatasına düşmeden; her sahadaki ilmi çalışmaları, nesillerin manevi inançlarını yok ederek materyalist kuşaklar yaratmak anlayış ve maksadıyla değil, sadece ve sadece insanın en tabii hakkı ve fıtratı olan öğrenme ihtiyacını temin ve tatmin anlayışı içinde devam ettirilsin. o zaman benim gibilerin de kafası karışmaz.