atatürk'e "günahkar", "süfyan", "nefreti ammeye layık adam", "deccal", "islamın en büyük fitne-i diniyelerinden biri..." demiş bir adamın düşüncelerine bu kadar saygı duyulması anlaşılacak gibi değil. Zira Atatürk cuma namazı kıldırmıştır. Hutbe vermiştir.
Volkan konak'ın bir programında trabzon'da doğru dürüst festival düzenlenmezken said-i nursi günleri düzenleniyor diyerek ülkenin din istismarına açık acı yönünün kültürel ve sosyal gelişimde nasıl geri kalmasına sebep olduğunu, kendi kültürümüze nasıl yabancılaştığımızı göstermek için örnek verdiği zat.
Gelelim risale-i Nur külliyatına. Bu eserleri okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim ki bu zat kendini yarı peygamber olarak göstermekten geri durmamıştır. Kendini ilahlaştırma çabasına girmiştir. Eserlerinde islamı anlatırken bunu kendi yöntemleriyle yaparak kendini yüceltme çabası içine girmiştir. Benim şahsi görüşüm şu ki islamı anlatan bir alim önce Hz. Muhammed'i örnek olarak sunmalıdır. Kendini değil. Bir islam kitabında en çok ismi geçen Hz. Muhammed olmalıdır.