8 milyon euro bonservis ödeyerek aldığı oyuncuyu "ayartarak" aldığı iddia edilen takım. hay maaşallah, demek ki biz bu adamı normalde 15e falan alacakmışız. yalnız baştan söyleyeyim, daha önce de yazmıştım, anadolu kulübünden çıkma bir topçuya 7-8 milyon euro verilmez. halen de bu fikirdeyim. yok 3 milyonu amrabat kendisi vermiş falan geçin bunları. bu adama 8 milyon bonservis ödeyecek mi bu takım? evet. o zaman iş bitmiştir. ama bu transfer haricinde alınan oyuncuların hiçbiri şov için yapılmış transferler değil. "beşiktaş gibi olacaksınız" diyenleri anlıyorum ama şöyle bir şey var: bu takımın gelirleri bu sezon içinde ciddi miktarda arttı. şimdi esas mesele bu başarının devamlılığını sağlayarak sürdürülebilir bir büyüme stratejisi belirlemek. aslında bunu zamanında fenerbahçe belli bir yere kadar yapmıştı. alex, roberto carlos, anelka, ortega, van hoojdonk vs gibi çok klas oyuncuları getirdi, kimi çok tuttu, kimi tutmadı ama o dönem gerçekten ciddi bir kadro kalitesine ulaşmıştı fener. fakat en büyük hatayı bana göre zicoyu göndermekle yaptılar.
şimdi galatasarayın durumuna bakalım. öncelikle daha bir sene önce ligde de avrupada da çok erken havlu atmış, ligden düşme korkusunu bile yaşamış bir takımdı galatasaray. statı tamamlanmış, ama kaynakları açısından potansiyelinin yarısına bile ulaşamayan bir kulüp. taraftarı küsmüş, oyuncuların başıboş, bir senede üç hoca görmüş bir takım. ama terimin 3. defa takıma teknik direktör oluşuyla birlikte her şey kısa süre içinde değişti. daha hazırlık maçlarında bile galatasaray iyi bir görüntü çizmiş ve lige hazır olduğunu göstermişti. derken ardanın gidişiyle bütün takım ciddi bir şok yaşadı ve yönetimin en büyük transfer hatası: riera transferi bu dönemde gerçekleşti.
bütün taraftar biliyor ki geçen sezon kazanılan şampiyonlukta en büyük pay terimindir. semih ve emre çolak, necati, engin, eboue gibi isimlerden alınan verimde terimin etkisi çok büyük. her şey bir tarafa ilk onbirinin 9-10 tanesi yeni oyunculardan oluşan bir takımın bu kadar kısa sürede bu kadar derli toplu bir oyun sergilemesi teknik direktörün başarısı değilse nedir? ama geçen sezon galatasaray golcü oyuncusu olmadan, kanatları olmadan, yedeğinde pek oyuncusu olmadan kazandı şampiyonluğu. bunu da hepimiz biliyorduk.
şimdi yönetimin elinde büyük bir koz var.
1. elimizde geçen seneye nazaran çok çok daha oturmuş, başarılı olmuş bir kadro var. mücadeleci, pas yapabilen, tekniği yüksek, sistemi oturmuş bir kadro.
2. başımızda kendini bir kez daha ispatlamış, hamurumuza çok uygun bir teknik direktör var. ki aslında terim sadece bir teknik direktör değil, aynı zamanda futbolun patronu şu anda. ve bu terime şu anda güven duymayan taraftar neredeyse yok gibi.
3. beşiktaşın mali açıdan ciddi bir krize girmesi ve trabzonun önemli oyuncularını kaybetmesiyle cimbom ve fener, çok önemli bir dönemece girdiler. bu iki takım uygun bir transfer politikası belirleyip istikrarlı bir sistem oturturlarsa eğer önümüzdeki 4-5 sezon ligde ilk iki sıranın gediklisi olabilirler. galatasarayın son 4-5 sezonda kaç defa ilk ikiye girdiğine bakarsak bu durumun ne kadar önemli bir avantaj olduğunu da görmüş oluruz bence.
4. bu sezon itibariyle artık çok daha güçlü bir mali yapısı olan bir galatasaray var. satılan kombineler, çıktığı hafta tükenen t-shirtler vs bunun göstergesi. artık taraftar takımına sahip çıkıyor, çünkü önümüzdeki sezon da tt arenada güzel futbol izleyeceğine inanıyor. bunun sponsorluk gelirlerine de etkisi çok büyük olacaktır muhakkak. eğer bu sezon şampiyonlar liginde gruplardan çıkabilirsek ve sonraki sezonlarda da bu başarıyı tekrarlayarak 2. torbalara falan yükselirsek çok müthiş sponsorluk anlaşmaları imzalanabilir. uygun pazarlama stratejileriyle çok önemli gelirler elde edilebilir. eminim ki yönetim de yaptığı transferlerde bunların hesabını yapıyordur. şimdiye kadar galatasaray taraftarı ya borca girmemek için alınan ucuz topçulara tahammül etmek, ya da sırf taraftarın gazını alıp coşturmak için yapılan elano gibi, misimovic gibi transferlerle kendini kandırmak zorunda kaldı. arada nadiren çıkan ribery, arda, keita, baros gibi taraftarın beğenisini kazanmış olan topçular da ciddi başarılar getiremedi bu kulübe. şimdi ilk defa taraftar pek çok kronik eksikliklerden arınmış, güvenilir bir kadroya kavuşmak üzere. ilk defa güvenilir bir teknik adama güvenilir bir kadro teslim edecek yönetim ve ilk defa layığıyla "biz üstümüze düşeni yaptık" diyebilecek.
işte tüm bunlardan dolayı bizim durumumuz an itibariyle beşiktaşın yaşadığı duruma paralel değil. bizde başarı geldikçe ve başarıya endeksli olarak paranın musluğu açıldı. beşiktaşta ise yöneticinin cebine güvenerek musluklar açıldı ve sonuç bilindiği gibi hüsran oldu. elbette yine bile galatasarayın da beşiktaşın durumuna düşme ihtimali vardır ama aynı sebeplerden dolayı değil. umuyorum ki benim burada yarım saattir anlatmaya çalıştığım şeyleri galatasaray kulübü, oynayacağı maçlar ve kazanacağı başarılar ile daha gösterişli bir şekilde anlatır ve türk futbolu için bir kere daha örnek olur.