savcının öleceğini, behzat'ın bölümün en başından beri savcıyı kurtarmak uğruna kırk takla atmasından anlamıştım. oysa yıllardır sürdürdüğüm türk dizileri konusundaki ihtisasımın bu dizide işe yaramamasını çok isterdim :(((
selim itine acıyacağıma, evdeki lavaboları temizlerken "burda şimdi kimbilir kaç bakteri yok olacak, yazık onlara :(((" diye üzülmeyi tercih ederim. kim dövmüşse eline koluna sağlık. oohh. içimin yağları eridi. umarım 3. sezonda başgan buna yolu gösterir de, bu da hırs yapıp behzat'a sığınır da, "amirieem, çok pişmanım noolur beni afff.." derken behzat ağğğğzının ortasına gömüverir. çok istiyorum çok.
akbaba'nın katil olduğunu zinhar düşünmüyorum. şayet öyle olursa "amaan cinayetleri kimin üstüne yıkacaklarını bulamadı senaristler, akbaba'ya yıktılar" diye düşüneceğim malesef. o nazlı'nın durduk yere çıkması, diziye resmen dahil olması filan boşuna olamaz hafız (düz mantık).
"eda harun'a inanmadııaağğ, ay eda çok salaakk" diyenler, eda'nın su katılmamış bir kezban olduğunu çok unutuyorlar.
bir de şu ercüment ile behzat'ın kardeş olma rivayetine değinmeden geçemeyeceğim:
tamam hafız bu dizide behzat'ın soyadı muhabbeti hiç yapılmıyor da, söz konusu ercü ise özellikle de harun'un "abi bu ercümentle senin soyadlarınız da aynı ha, bence sen soyadını değiştir o soysuzla aynı soyadını taşıma ahuahauahu" diye bir şeyler söylememesinin akabinde kardeş çıkmaları bence çok saçma olur asdfgh.