--spoiler--
bölüm bitti ve ben bi sigara içmeden geçemedim bu bilgisayarın başına, şimdi sormak icap ediyor sanırım bu yazıyı okuyan siz diğer yazar insanlarına. bir diziyi bu kadar içselleştirmek tehlikeli mi sizce?
düşünün ki bir dizi gecegece çökertiyor lan sizi böyle sigaranın ucuna bakıyorsun, izmarit haline dönüşünü izliyorsun ve bir yandan finaldeki o adalet kavramı üzerine kafa yoruyorsun. saçma dimi, bişilere kafa yorma işini bir diziye göre yapmak. bölümün her anında cevdet bir adım daha ilerledikçe içinden kocaman bir "asiktir çözme lan" demek garip dimi. akbabanın yakalanmamasını istemek bir dizi karekterini gerçeğe bu kadar yakın tutmak enteresan değil mi? aziz baş komserin her hareketini ince ince süzmek. bir dizinin her karesinin ard arda dumur edişini öyle mal gibi izleyerek bakmak, nihat'ın hiç olmadık bir yerden çıkarak birden çiçek olayını bağlayışını izlemek. o kızın, seri tecavüz zanlısı olmasını izlemek.
enteresan lan!
behzat'ın istifası, silahını atıp gidişi insan düşünüyor.
şimdi diyorum eeeee, sezon finali nası olacak, sen iki üç bölüm kala sürekli işleri bu hale getirirsen ne olacak aq.
ama ben demiştim akbaba kötü bir şekilde bağlanırsa, sıçarım senin ağzına diye ama sen benim ağzıma sıçta demedim!
ayrıyeten burkaki her bir arkadaşada teşekkür edesim var, manyak gibi akbaba hayalet diye diye alıştırdınız lan beni de, buraları okumadan eğer izlese idim belki hala koltukta ekrana bakıyorda olabilirdim. o sigara toparladı biraz beni.
hayaletin kucağına düşen suna'nın son sözleri sanırım onları uzunca bir süre toparlayamaz gibi.
ha bide tempo; 90 dakikalık bir dizinin 30 dakikasını birbirlerine mal gibi bakarak zaman doldurmaya çalışan bütün gerizekalı dizilerine kapak oldu resmen, adamlar herşeyi o kadar iyi kurgulamışlar ki final yap yap bitmiyor.
--spoiler--
gerçekten sözlük çok mu tehlikeli bir diziyi bu kadar içselleştirmek?