önce şunu belirtmek isterim ki, benim de takip ettiğim köşe yazarları arasında yılmaz özdil var. yazılarını da severek okuyorum. hatta bir çok yazısının altına hiç düşünmeden imzamı atarım.(bu gereksiz oldu galiba)
gelelim zurnanın zırt dediği yere...
niye yılmaz özdil okuyup gaza gelen insanları yazıyorum?
sözüm hepsine değil aslında daha çok genç nesile.
şimdi bu arkadaşlar yılmaz özdili düzenli takip ederler. her yazısını "vayy be işte benim laik yazarım, sosyal demokratım, izmirlim" diye övgüyle okurlar.
okusunlar tabi hatta başkalarına da okutsunlar ama sorsan laiklik nedir diye, "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" cevabından öteye gidemezler.
yılmaz özdili okuyarak laik olduklarını, sosyal demokrat sanarlar. insan davranış bilimi üzerine zahmet edip iki kitap okulmazlar. Friedrich Hegel,karl marx, Adam Smith, Vladimir Lenin kim desen bilmezler. Araştırmadan etmeden yılmaz özdii'i severler...
yılmaz özdil'i okuyanlar olarak kendi içimizde bir eleştiri yapıyorum ama kimi okuyorsak okuyalım; farklı görüşleri duymadan, dinlemeden, okumadan, araştırmadan birinin görüşüne saygı duymak ya da inanmak son derece yanlış ve bilginin bu kadar kolay ulaşılabildiği bir çağda cehalettir.*