eski sevgili

entry3287 ↓ galeri
    1495.
  1. bu derece takıntı hatta saplantı haline gelmesinin sebebi insanın inanma ve hissetme ihtiyacıdır.

    ayrılık da sevdaya dahilken anlarsın birini gerçekten tanımanın; onun yanında olmakla, uzağında olmakla, mesafelerle, ayrılığın üstünden geçen onca zamanla bile alakalı olmadığını. öyle ya, onca zaman tanıyamamışım dediğin insan bi yanda dururken, yeni birini tanımaya çalışmak da neyin nesi. ne münasebet. ne cesaret. birini sevmek, ona bir şeyler hissedebilmek o kadar zor ki zaten, denemenin ne anlamı var. hazırda var işte bitane. bitmiş gitmiş olsa da var. şarkılar dinle, öl, bit, kahrol ama hisset. o acı çünkü sana hala yaşadığını, ölmediğini hissettiren.

    ölemiyorum diye kahretsen de, dibine kadar yaşıyorsun aslında o'nun sayesinde. makamdan makama varıyorsun. normalken, sıradanken yaşayamayacağın tüm duyguları tadıyorsun; nefret, ihtiras, özlem, hasret, tutku, af. hepsini tüm şiddetiyle, en yakıcı haliyle. yanmaktan korkmaz hale geliyorsun ama o'nun için yanacaksın başkası için değil; ihanet etmeyeceksin o sevgiye, o'nun yaptığı gibi. sadakat senin büyüklüğün olacak. ama içinde kötülük de büyüyecek, yeri gelecek canını yakmak, intikam almak isteyeceksin. istesen yapabilecek durumda olacaksın bunu hatta. kıyamayacaksın yine sonra. tüm hesabından vazgeçip yaradana sığınacaksın. iyi olması için dualar edeceksin yine. sonra ara ara yanına kalmasın yine de diyeceksin dayanamadığın an. duaların ister istemez beddualara karışacak. kendi insanlığını ölçeceksin yani onunla.

    kadınlığını/erkekliğini sınayan en sağlam sınavın olacak senin. eski sevgili. iki kelime. seni seviyorum. iki kelime. iki kelimeyi yanyana getirmek zor gelecek sonraki hayatında. içinden iki çift laf etmek gelmeyecek kimseyle. edecek olsan, yolunu bulamayacaksın.
    an gelecek, sen inatla vazgeçmedikçe, inatla demedikçe sikerim böyle aşkın ızdırabını diye, inatla sabrettikçe, o'na inat, o'na rağmen devam ettikçe o'nu sevmeye, bi bakmışsın yanarak arınmışsın. belki de günahlarını yıkamış olacak o yangın.

    ve sen onu içinde yaşatmaya çalıştıkça, aslında o'nu öldürmüş olacaksın. sen de maktül olmaktan azad olacaksın o andan sonra. suça iştirak.
    ama senin hafifletici sebeplerin olacak. nefsi müdafa seninki. öldürmekten başka çaren yoktu senin. o'nun vardı.
    bunu anladığın an, düştüğün boşluğun adı; hissizlik kuyusu.

    şarkılar anlamsız gelecek, şiirler... mekanlar, hatıralar... hatırlamak canını yakmayacak artık. oturup bi de buna üzüleceksin. "unutmak da mı acı verecekti tanrım" diye boğulacaksın bi süre de. yakıştıramayacaksın kendine. ben de mi ayak uydurdum, ben de bu kadar mıydım diye sıyıracaksın kafayı. istesen de ağlayamayacaksın artık. o'nu yaşatmaya çalışırken kendini de öldürmüş olduğunu anlayacaksın o an. ne duygu kalmış, ne merhamet, ne sevebilme gücü, isteği. o'nu bile. hele inanç. sıfırlanmış olacak.

    velhasıl, ben ettim sen etme, seni eski sevgili diye adlandıran, seni bu çarpık ilişkiler düzeninde bu sıfata layık gören insan için, ruhunu öldürmeye değmez. saflığının katili olma.
    0 ...