hani hep diyorduk ya 'uçurumlara düşmeden tut elimizi' diye,işte an itibariyle uçurumun kıyısında bir beşiktaş var.yeni sezonda daha kendi oyuncusuyla sağlıklı iletişim kuramayan,menajer sıfaatına sahip üç kuruşluk heriflerin sözüne itibar eden tayfur havutçu bu takımın başında kalırsa kahır bela bir yıl daha geçireceğimiz aşikar.ha,bu takımın başına istersen rahmetli rinus michels'i getir,yine bir bok olmaz.bu takımın dortmund modelini benimsemesi şart,sadece beşiktaş değil,türkiyedeki tüm takımlar bu modeli benimsemelidir.eğer dortmund 2 sezon önce 1 milyon euro bile etmeyen kagawa için bugün kapıyı 20 milyondan açıyorsa,takımın iskeletini gencecik ama yetenekli oyunculardan kuruyorsa,şampiyonlar ligi kazanmış porto,japon birinci liginden hulk'ı alıp devleri peşinden koşturuyorsa senin şişirme yıldızlara domalma lüksün yok.
bu takım yetenekli,hırslı oyunculardan kurulu olsun ama yıllarca şampiyon olamasın,gıkımı çıkarırsam beni siksinler.hep 'beşiktaş mücadeledir' diyoruz ya,işte futbol takımında mücadele azmi göremiyoruz artık.basketbol takımında adamlar top için yere atlarken,hentbol takımında oyuncular aynı formaları yıkayıp tekrar tekrar,solana kadar giyerken futbol takımındaki bu durumu haketmiyoruz biz.
tabi yönetimsel sorunlar da var.takım borç batağında.adam beşiktaş'a başkan olduğunda kulübün borcu 10 milyon dolar bile değilken ayrılırken '100 milyonu hibe ediyorum' açıklaması yapıp pişkin kelle gibi sırıtabiliyor.vay be.sonuç olarak yönetimin ekonomik ve idari sıkıntıları halletmesi şart,takımın başında da lucescu gibi,gerets gibi sınırlı malzemeyle başarılı olabilen bir hocanın olması elzem.