6 temmuz 1977 tarihinde şehadet şerbetini içen ülküdaşımızdır.
göz göz oldu yaralarım, kapanmak bilmez. derdime dermandır ülkü denen nazlı gelin. nazarımdan gitmez, tutunacak olurum, uzaklaşır. nazlıdır ülkü, ele avuca sığmaz.
kolay değildir onu yakalamak. kolay değildir ona ulaşmak... uzun, uzun olduğu kadar da çilelidir ona ulaşılacak yollar... her bir şey adına bu sevdayı çekmek, bu sevdayı tatmak gerek... yaşamak gerek erkekçesine...
ramazan turhan... erkekçesine sevdalıydı. acıyı, çileyi nikâhladığı genç ömründe rahat odalarda oturmak onun harcı değildi.
yedi ayrı yerde kurulan cephelerde bir bir toprağa düşerken ülküdaşları o kayıtsız kalamaz, kalabalıklar gibi ışık girme yen, perdeleri sonuna kadar çekilmiş odalarda saklanamazdı. kuşandı öfke sini ve yürüdü zulmün üstüne üstüne... inandığı ülkü yolunda kutsal kavganın içinde yer aldı.
ülkesi ve milleti için ödenmesi gereken bedel olarak gördü kendini... kalabalıklar için ülkü bir şey anlamına gelmiyordu belki.... ama onun için, onu hiçbir zaman anlamayacak olan kalabalıkların derdi, önemliydi. hep vermeyi düşündü. ikbal peşinde koşmadı. yalnızca, allah'ın rızasını gözeterek iman ordusunun savaşçıları arasına katıldı.
ülküdaşımızı mesai arkadaşlarından ali rıza taşkın anlatıyor: "ramazan o.d.t.ü.'de yeni göreve başlamıştı, teknisyen olarak çalışıyordu. genç, pırıl pırıl bir arkadaşımızdı. işine olan sorumluluğu ve dikkati, onun almış olduğu ahlâkın neticesiydi. çalıştığımız birim başta olmak üzere, o.d.t.ü. zaten kızıl komünistlerin üssü durumundaydı. türkiye'deki ihanet çemberinin yönetici kadrosunun geneli buradaydı desem sanırım abartmış olmam. o dönemlerde bu birimde değil ülkücü, bir siyasi görüşün sahibi olmanız bile suçtu. illaki komünist olmalıydınız. aksi durumda çalışmanızda, yaşamanızda haramdı.
işte böyle bir düzenin kurulduğu, hafta sonları istiklâl marşı yerine enternasyonel marşın okunduğu o.d.t.ü.'de ramazan turhan ülküdaşımız, adaletsizliğe ve komünist baskılara ilk başkaldıranlardan oldu. çantasında getirdiği hergün gazetesini, birime ait çayhaneye bırakır, sonrada çalıştığı görevinin başına dönerdi. onun bu derece tavırlı ve başkaldırı hareketi komünistleri çıldırttı.
her akşam tehdit edildi, dövüldü, baskı gördü. o dönemlerde benim siyasi görüş olarak hiçbir partiyle ilişiğim yoktu ama ramazan'ın anlattıkları ve inandığı davasındaki ölümüne mücadelesi bizleri cezbetti. onun açtığı bayrak sessiz kalan diğer ülkücülerin bir araya gelmesini sağladı. birim de ve o.d.t.ü.'de etkinliklerinin, sistemlerinin yıkılacağı endişesini taşıyan komünistler işi onu katletmeye götürmekle çözme yoluna gittiler.
olay günü o.d.t.ü. servisiyle evine giderken, önce araçta üç kişiyle tartışmıştı. o tartıştıkları kişiler tandoğan'da indiler... araç hamam önüne geldiğinde de ramazan inmiş, biz devam etmiştik. ancak iki saat sonra duyduk ki; araçtan inen arkadaşımız evine doğru giderken, kurulan pusu sonucu kurşunlanmış ve aldığı kurşunlarla olay yerinde şehid olmuştu...
ülkücü işçi hareketinin, her türlü emperyalizmi ezerek milli kurtuluşumuza doğru yürümesinden korkan besleme köpekler, ülküdaşımızı şehid ettiler. ramazan turhan'ın yaktığı ışık, bütün ülkücü işçi, çiftçi, memur, öğrencilerin elinde yükselecek ve türk yurdunda türk'ün düzeni kurulacaktır. ramazan turhan vurulsa da o.d.t.ü.'de açılan bayrak hiçbir zaman inmeyecektir.
ondan aldıkları bayrağı aynı şuurla taşıyan hasan hüseyin sanlı, muhittin canlıer, remzi kütükçü ülküdaşlarımız da şahadete ererek ülküdaşlarının ruhunun şad olmasında yolbaşçılık yaptılar. bize düşen o yiğitlerimizin o.d.t.ü.'deki açmış olduğu ülkü yolunu daha da genişletmek ve komünist fikirli, gayri insanî yaratıklardan o birimi kurtarıp, müreffeh ülke şafağına hazırlamaktır...
şehidimize allah'tan rahmet diliyor, ruhu şad olsun diyoruz.
kendisi hakkında hasan sağındıkın yazdığı şiir.
bir andi sokak ortasinda
salise kadar bir an
silahlar patliyordu durmadan,
taradilar kaç el uzaktan
vurulmustu kardesim adi ramazan
soyadi turhan.
kan ter içinde yetistik acile
doktor ölmüs dedi.
kursun ramazani vurmus,
doktorun sözü bizi vurmustu.
ramazan öldürülmüs, biz ise ölmüstük,
alaca karanlikta ayrildik ramazandan
ramazan alacakaranlikta,
memleket karanlikta kalirken
dudaklarimizda
bir ramazan sarkisi kaldi
her an karsima dikilmemelisin ramazan,
gençtin, yüzünde tüy yoktu
yüreginde vatan sevgisi
örtülü istilaya baskaldirmistin
yürüdügün yolun, varacagin menzilin farkindaydin
dönüp gelme ramazan
biraktigin insanlar uzaklara gittiler
memleket eski memleket degil,
geriye kahir sahipleri kaldilar
dogru-yanlis, eksik-fazla dün davalar vardi.
ya simdi,
canlar verildi, dünyalik islere dönüp bakilmadi,
fedakarlik övülen davranisti, baskasini düsünmek, onun için kaygilanmak alkislaniyordu,
simdi aptal yerine koyuyorlar adami ramazan,
gelme, görme!
asilanlara ne demeli peki,
kademe kademe, gün gün ölüme yaklasmak,
saat saat ölüme yürümek, ölümden beter degil midir ramazan
neyse
bembeyaz gözlerini
tüysüz, masum çehreni
uçan ten kafesini
sogumus, buz gibi ellerini
son sözlerini
ve yüregini hiç unutmadim ramazan