yazarların başına gelen şok edici olaylar

entry11 galeri
    5.
  1. yazarların başına gelen psikolojilerini bok edici olaylardır.

    üniversitede ilk yılımdı. annemler beni ankara'ya götürüp, yurda yerleştirdikten sonra aynı gün içerisinde izmir'e geri dönmek için yola çıkmışlardı. Babamın birkaç saatlik uykuyla duruyor olmasından ve bu sebeple oldukça yorgun olduğunu düşündüğümden mütevellit, o gece ankara'da kalmaları için gereğinden fazla ısrar etmiş, ama ikna edememiştim. Derken bunlar yola çıktılar. yurtta kimseyi tanımıyordum, açıkçası tanımakta istemiyordum. hepsi gözüme çok itici görünüyordu. Sanki tüm soğuk nevalelerin toplandığı bir yurttu burası. neyse annemlerin gittiği gibi içim sıkılmaya başlamış, tabiri caizse içime bi öküz oturmuştu ve beni fazlasıyla ağırlaştırmıştı. Eşyalarımı bile güç bela yerleştiriyordum. ağlayasım vardı. dokunsalar ağlayacaktım, ama dokunmuyorlardı..

    aradan epey zaman geçmişti ve annemleri aradım. annem Afyon'da yemek yediklerini söyledi. izmir'e yaklaşınca beni aramalarını söylediğimde telefonun şarjı bitmemiş olursa arayacağını söyleyip, hüzünlü bir ses tonuyla vedalaştıktan sonra kapattı telefonu. Yatağımı bir an önce yapıp, içine girip ağlayasım vardı. Nereden gelmiştim lan ankara'ya?!

    Neyse aradan yaklaşık 3 saat kadar zaman geçmişti tekar aradım babamı ve telefonu kapalıydı, şarjı bitmişti demek ki. anneminde telefonu yoktu. yapacak birşey de yoktu öyleyse..
    tekrar, -kendimi evimde gibi hissetmemi sağlayan mis kokulu renkli nevresimlerle biraz daha cazip hale gelen- yatağıma girmiştim. Telefondan şarkı dinlerken, telefon elimde uyuyakalmıştım.

    Bir saat kadar uyumuştum ki, telefonuma kayıtlı olmayan bir numaradan gelen mesajla uyandım;

    "canım kardeşim başın sağolsun, yeni duydum. allah sabır versin."

    mesajı aldığım gibi gözlerim kararmıştı.
    hemen babamı tekrar aradım telefonu kapalıydı. vücudum karıncalaşmaya başlamıştı. ya da bana öyle geliyordu. evi ablamı aradım, annemlerin gelmediğini öğrendim. sağlam kafaylayken yaptığım hesaplamalarıma göre 2 saat önce evde olmaları gerekiyordu. Ablama ağlayarak aldığım mesajı söyledim. Neye uğradığını şaşırdı. Telefonu yüzüme kapattı. Az sonra tekrar arayıp, mesajı kimden aldığımı sordu.
    Sahi mesajı kimden almıştım? Kayıtlı değildi.

    Ağlayarak sahibi bilmediğim o numarayı aradım. 'abicim ben ali abin' cevabını aldım. Ağladığım için konuşmaktan ve sorudan ziyade teselli cümleleri duyuyordum. Yaklaşık 1-2 dakika ali denen herifi babamın dayısının oğlu sanarak konuşmuştum ki, sen şimdi erzurum'da mısın? sorusuyla bir an heyecanla irkildim. bi umuttu aslında bu, ama ankara'yı değil de erzurum'u kazandığımı biliyor olamaz mıydı? Olamazmış meğerse. Evet yaklaşık 1-2 dakika sonra olay netliğe kavuştu ve ali denen bu adamın yanlış numaraya mesaj attığı gerçeği ortaya çıktı.
    Allah belasını versindi.. Beni aynı anda hem dünyanın en mutsuz insanı, hem de dünyanın en mutlu insanı yapmıştı..
    Evet artık Annemin ve babamın sesini duymazsam ölecektim sanki.. işte onlar eve varana kadar, o dakikalar asırlar gibi geçti sözlük.. Oda arkadaşlarımla da değişik bir tanışma merasimi olmuştu. Aslında soğuk nevale falan da değillermiş hani..
    Neyse anlatırken yaşamış gibi oldu psikolojim bozuldu lan. Hadi yeter bu kadar, Öperim gıdığından.
    8 ...