anayasada laiklik temel ve değiştirilemez temel ilkelerden biri sayılmasına ragmen turkiye benim gozumde din devletidir.
anayasa da böyle yazıyor diyerek, bir topluma laik denilemez. öncelikle bir toplum modernite devrimi yaşaması lazım ki rejimi laik olsun. laiklik modernitenin geregi ve olmazsa olmaz koşuludur.
turkiyede din devlet ilişkisi cumhuriyet öncesi nasılsa gunumuzde de aynı şekilde varlığını korur. din devleti olmayan ulkelerde, dinin devlet aygıtı dışarısına çıkarılması, dinin siyaset alanına, siyasetinde din alanına mudahale etmemesi gerekir.
osmanlı döneminde din rejim tarafından aracsallaştırılmıştı. bu anlamda cumhuriyet döneminde osmanlıdan farklı olarak sadece laik mahkemeler kuruluyor, o da bir rejimi laik saymak için yeterli olmaz.
onun dışında osmanlıda bulunan şeyh ul islamlık yerine, diyanet işleri adı gelmekte. medreslerin yerini ilahayat fakulteleri almakta.
din bir ideoloji ve kurum olarak devletin göbeğinde yer alıyor. diyanet işleri başkanı kırmızı plaka ile dolaşmakta, butceden askeri yatırım kalemlerinden sonra payı alan ikinci kurum olmakta, zorunlu din dersi okutulmakta, 100 binin üzerinde din görevlisine maaş bağlanmakta, açık ve net olarak belli bir mezhepin inanış sistematiği baskın olarak herkese kabul ettirilmekte ise orada din devletinin ta kendisi vardır.
turkiye oncelikle modernizm devrimini yaşaması lazım ki, ondan sonra laik bir rejimi inşa edebilsin. kapitalizmin nimetlerinden yararlanarak, kılık kıyafette serbest hareket ederek, anayasana laiklik maddesi koyarak, laik olunmaz.
sokaklara çıkarak turkiye laiktir, laik kalacaktır turu sloganlar atmak baştan sona safsatadır.
laiklik bir modernite bilinçidir. moderniteyi yaşamadan, üstten gelen yaptırımlarla rejim inşa edemezsiniz. laiklik ve din eksenli yapay çekişme baştan sona kadar tamamıyla, statuko yu korumak üzere inşa edilmiş sunni bir dengedir. rejim gerilim siyaseti ile belli hak ve özgurlukleri kısıtlayarak toplumu, merkezi politikaların dışında tutmanın derdindedir.
siz başörtü sorununa takılır kalırsınız, on sekiz milyona yakınlaşmış açlık sınırını görmezsiniz, 300 milyar dolar borcu konuşmazsınız, on iki milyon işsize istihdam yaratamanın nedenlerini sorgulamazsınız bunun gibi,insani yaşam statulerini talep etmekten uzak sunni bir aldatılmanın içerisinde boğulur kalırsınız..