sezon sonunda yolların ayrılması gereken forvet. şimdi dünya futbol bilgisi iddia sayesinde gelişen; sergen yalçın' ı, ahmet çakar' ı ciddiye alan futbol izleyicileri bir kenara bırakırsak gerçek futbol severler tespit ve yorumlarıma sonuna kadar katılacaklardır eminim.
milan baros avrupa şampiyonası(2004) hariç ve galatasaray kariyeri hariç, kariyerinin hiçbir döneminde golcü bir oyuncu olmamıştır. yani hiçbir zaman bir falcao gibi, bir jardel gibi bitirici ya da golü koklayan bir adam olmamıştır. lakabından da anlaşılacağı üzere -ostradova' nın maradonasıdır lakabı- sadece topsuz değil topla da çok süratli ve dribblingi iyi bir forvet olmuştur. galatasaray ile iyi geçen ilk iki sezonda da genel kanının aksine bitirici bir oyuncu olmadığını iddia ediyordum ben. bir forvetin çok gol atması onun bitirici olduğu anlamına gelmez, diğer bir ifadeyle de bir oyuncunun formsuz bir döneme girip çok gol atamaması da onun bitirici bir forvet olmadığı anlamına gelmez. bitirici forvet ronaldo' dur mesela. açın youtubeden izleyin karşı karşıya kaldığında nasıl vuruşları olduğunu. baros karşı karşıya kaldığında ise gol atma şansı yüzde ellidir. yine de galatasaray' daki kariyerini geçmişiyle kıyasladığımızda bitiriciliğini ne kadar geliştirdiğini -tecrübenin de etkisiyle- rahatlıkla görebilriz.
bitiricilik mevzusunu çok uzattım sadede geleyim; baros' un en büyük özelliği yıpratıcılığı ve dribblingidir. yine youtubeden görebileceiğiniz üzere baros rakibi sırtına, topu önüne alıp yardıra yardıya gidebilen bir oyuncuydu ama sakatlıklar ve yaşı onun bu özelliğini azaltırken; tecrübesini ve dolayısıyla bitiriciliğini arttırdı. gel gelelim bunu baros' a kimse anlatamadı. güçlü olduğunda hala bu ligin en iyi, en yıpratıcı, en kavgacı(stoperleri yorma anlamında) hücum oyuncularından biri olmakla beraber artık o dribblinglerini yapamadığını biri baros' a anlatmalı. baros hala yapabildiğini sanıp sayısız top eziyor maçta. oysaki türkiye gibi bir ligde ceza sahası içinde kullandığında o gücü ve yıpratıcılığını ne kadar etkili bir forvet olduğunu gördük ilk iki sezonda.
elmander' in de olduğu bir takımda 32 (seneye 33 olacak) yaşında, sadece ceza sahasında etkili olabilen onda da artık 15 golü geçmesi pek mümkün görünmeyen ve yüksek maliyette bir oyuncuyla yabancı kontenjanını kullanmak pek akıllıca değil kanımca. tüm hizmetleri için kendisine teşekkür edilip mutlaka sezon sonu yollar ayrılmalı baros ile.
işin manevi boyutuna gelirsek; ben de çok mutlu oldum o geldiğinde ve ben de herkes kadar seviyorum baros' u ama sonuçta babasının hayrına oynamadı baros. bizlerin çok büyük ihtimalle hayat boyu kazanamayacağımız paraları kazandı 2 3 senede. dolayısıyla bir önceki paragrafta saydığım nedenlerden ötürü yollar ayrılmalı ve yerine yıpratıcı, hızlı ve takım oyununa yatkın bir forvet, kısaca genç bir baros alınmalı.