yıllardır demagojilerle savunulan tırıvırıdır. "ele silah almak ve kimseyi öldürmek istememenin bir hak olması gereklidir" viyak viyak. e bunun tam tersi de "kimse senin gibi tırsağı savunmak için öldürmek zorunda değildir" olacaktır. "Yav ben öyle bir seferberlik durumunda zartında zurtunda geri planda hizmet ederim" viyak viyaklamalar ortaya çıkar. Lan sanki profesyonelinden gönüllüsüne, oradan zorunlusuna -30 derece soğuktan 50 derece sıcağa, susuz, aç, günlerce uyumadan, yorgun ölmek ve öldürmeyi dört gözle bekliyor, koştura koştura gidiyor değil mi? Kimse savaşmak istemez, kimse insan öldürmek istemez, kimse o soğukta veya sıcakta susuz, hastalıklarla boğuşur halde savaşmak istemez. ama zorunda olduğu için yapar. Cephede, operasyonda yeri gelir it gibi korkar, insandır çünkü, ama o korkuya rağmen savaşır görevini yapar. Hah dersin ki seni zorunlu asker yapıp lejyoner gibi dünyanın öteki ucuna ne idüğü belirsiz savaşlar için yollarlar tıpkı anzaklar gibi. işte o zaman "amınakoyim ne işim var lan benim çanakkale'de geberip gitmeye" deme hakkın doğar, çünkü gittiği okyanus, deniz vs aşırı ülkelerdeki katılacağın savaşlar çoğunlukla doğrudan doğruya ülkenin ölüm kalım savaşı değildir. Ha dersen ki "ülke korumak mı bana ne!" e be güzelim en başta söyle de demagojiye girişme daa. Neymiş öldürmek istemiyormuş. bir sen insancılsın, savaşta öldürmek zorunda kalanlar hayvan değil mi?
Savaşın olmadığı dünya istiyoruz bizzzciler de biz biliyoruz o teranelerin altında yatanları. Keşke ol deyince olduran allah savaş olmasın dese de olmasa, ama sen ol deyince olduramadığın için boş konuşma.