ne diyalektik anlayışa göre ne de pozitivist yaklaşımlara göre mantıksız olması ihtimali olmayan yaklaşımdır. kader bir trenin raylarda hareket etmesi gibidir, yani menzili bellidir. bu trene binenler menziline varmak için zorunlu olarak bazı duraklardan geçmek durumundadırlar, istemeselerde. ancak bu yolun yolcuları seyahat esnasında vagon değiştirebilir ya da koltuklarını değiştirebilir ancak menzili değiştiremezler.
yani insana verilen cüzi irade kavramı bu noktada karşımıza çıkar, insan yaşadığı her hadiseden tamamiyle bağımsız ve sorumsuz değildir. seçimlerinin hayatının rotası üzerindeki etkisi mutlaktır yani değiştirdiği koltuklar ve vagonların etkisi. ancak menzil değişmez ve herşey aslına döner, allah'ın takdir ettiği asıl olana. kaderin somut biçimdeki ana fikri budur ancak kesin olarak herkes için aynı çıkarımlar yapılamaz, kader konusu aşırı derecede münferittir ve ilm-i muhit olduğundan hadiselere kesin hüküm bina edilemez.
ayrıca kader olgusunun sosyo- psikolojik alanda olumlu etkileri de vardır ve hayatın kendisine bakıldığında çok somut örneklerle hatta ve hatta göze sokacak kadar bariz örneklerle kader olgusunun doğruluğu ispatlanmış olacaktır.