fetih 1453

entry1006 galeri
    546.
  1. evet, nihayetinde zaman bulabiliyorum birkaç söz etmeye şu film hakkında.

    öncelikle herkesin aksine osmanlı büyüsü amacıyla gitmedim filme. dedim ki ulan sonunda bir savaş filmi çekilecek bizim tarafımızdan, gideyim de şunun sinematografisine bakayım, kotarabilmişler mi. efektlere bakayım kaliteli mi. sahneler gerçekçi mi diye. amacım kesinlikle teknik unsurları gözlemlemekti. tarihi eksiklikleri zaten çoğu insan görebildi. o yüzden onlara girmiyorum.

    filmin ilk yarısı gerçekten oyunculuklarla, kurgu ile sahneler arası geçişle ve hazırlık dönemi ile çok iyi geçti. iyi dedim sıkmadan gidiyor. gelin görün ki ne zaman savaş çanları çalmaya başladı,

    film

    komedi

    derecesinde

    amatörleşmeye

    başladı.

    ikinci yarıda abimle yakalayıp da birbirimize bakıp kahkaha attığımız o kadar çok açık bulduk ki, yanımızdaki eleman bizi uyarmasa sessiz olun diye (o da böyle bir trans halindeydi zaten salyası falan akıyordu) kendimizi bırakıyorduk o derece.

    öncelikle filmin efektleri çok kalitesizdi (dikkat: filmin teknik kısmı ile ilgilendiğim için o kısmı eleştiriyorum).

    savaş filmlerinin manyağı ve takipçisi olarak söyleyebilirim ki birebir dövüş sahneleri çok amatörceydi. öyle ki figüranları eğitmeye çok zaman vermek yerine, kamera çekimlerini çok yakın yaparım, haliyle çektiğim adamlar dövüşürken arka plandaki adamların amatörlükleri görünmez mantığı işlenmiş. eğer bir yönetmen bir savaş sahnesini geniş açı ile çekmiyorsa bunun tek sebebi açık bırakmak istememesidir.

    mesela askerlin topluca hücum ettiği sahne. o geniş açıyla çekilmiş ama figüranlar (eğer bilgisayar değilse) askeri saldırı biçiminde değil de sanki tepeleme, izdiham şeklide atağa kalkıyorlar. o çok rahatsız ediciydi.

    topların kullanımı amatörceydi. topun ateşlendiğini birçok kez görüyoruz ama topun düştüğü yer fazla gösterilmiyor. hiç mi gösterilmedi gösterildi ama çoğu zaman da sadece top gösterildi.

    mancınıklar iyiydi, ama ateş efektleri çok sahteydi.

    figüranların kılıç darbeleri ve kılıçtan ölme şekilleri resmen bir standarda oturtulmuş. nerdeyse her adam aynı pozisyonda yere düşüyor, ölüyor vs.

    hasan ile latin'in dövüşü çok gereksiz uzatılmış. her kılıç darbesinde öküz gibi anırmaları da abartı olmuş. dedim ulan öldürün artık birbirinizi savaş bitti nerdeyse.

    ölülere toprak atılırken mezarda yatan elemanın teki ayağını çırpıyor, kaçırmadık orayı da, kahkayı bastık abimle birbirimize bakarak.

    şu hasan'ın siktiği hatun ismini unuttum, o kadar bik bik liyor ben savaşa gireceğim diye, tek yaptığı top ateşlemek, hasan savaşırken onu izlemek. ulan o kadar ağladın bu muydu?

    hasan bayrağı dikmeye çalışırken ufuğu kesmesi (elf gözlerin neler görüyor hasan) ve sanki o kadar mesafeden hatunun bakışlarını yakalamış gibi bakması ve o anda hatunun da aynı şekilde hasan ın bakışlarını yakalamış gibi bakması çok amatörceydi. ha sahi, hasan o eylemi yaparken kendisini oklayan askerler vardı onlara noolduu? :)

    hatunun baba ben özel karışım buldum deyip de topun ağzına sıçtığı ve babasını yaraladığı sahne amatörceydi, gereksizdi.

    gemileri haliç e yaklaştırdıklarında sanki biz anlamamışız gibi 5 saniyelik bir bizans halkının "aman yarebbi gemileri geceleri yanaştırmışlar tanrı bizi korusun" gibi çok gereksiz bir sahne vardı.

    "bu macarlar da bi gelemedi"

    tarzı çok basit, osmanlıca ya yakışmayan bir sürü replik vardı. mesela birisinin tavrı bildiğin "panpiş" tarzındaydı. savaş duruyor bir ara bir tane kel bizanslı hatunlarla oynaşırken birşeyler diyor sanarsın yıl 2012 yer kadıköy amına koyim.

    film boyunca oğlunun yüzüne bakmayan fatih filmin sonunda bizans çocuğunu öz çocuğuymuş gibi seviyor ya, ben yerlerdeyim abim de yanındaki elemandan ötürü kendini kasmaktan kas katı kesiliyor. abime dayanamadım aynen şunu dedim: ulan bu fatih de film boyu oğlunu böyle sevmedi. ne kadar gavur meraklısıymış.

    kopuşlar, kahkahalar ikinci yarı hiç eksik olmadı.

    hasan ın surlara yaklaştığı o düzeneğin patlaması ve hasan önde ateş arkada çok amatörce bir sahne yapılması.

    fatih in ergen gibi bunalıma girmesi.

    bir din adamı olan akşemseddin in din adamı gibi değil de nasreddin hoca gibi özlü sözler söyleyerek bunalıma girmiş ergen fatih i (yönetmenin yaptığı bu bana kızmayın) motive etme sahneleri çok amatörceydi.

    yine ergenleştirilmiş fatih in tespihini kırıp üstüne "oynamıyom işte" gibi basması çok amatörceydi.

    bizans imparatoru fatih ten daha ihtişamlı karakterize edilmişti. sanki dersin film latin, yunan reklamı yapıyor. abim dedi yunanlılar çok sevecek bu filmi. bizi de zaten salonda yunan sanmışlardır büyük ihtimal ikinci yarıda paso güldük diye.

    lağımcılara gelirsek. o adamlara biraz bir hava vermeye çalışmışlar, vermişler de. ama yine oradaki o basit oyunculuk ne yazıkki baltalıyor herşeyi. büyük büyük memeli abiler var ama...

    filmde yarı savaş filmi olmasından ötürü, bir savaş filmine göre çok amatörlüklerin olması bu yüzden hayal kırıklığına uğrattı beni. halbuki ne kadar sevinmiştim ne güzel biz de bir savaş filmi yaptık diye. sırf bu yüzden gittim filme desteğimi de vermek için. ancak bu kadar bol hatalı bol amatörlüklü saçma sapan sahnelerle doldurulmuş bir film beklemediğim için çok hayal kırıklığı yaşadım. tarihi bilgi açısından yanlışlıkları söylemiyorum bile.

    bu kadar büyük bütçeli bir film bu amatörlükleriyle umarım başka yapımcı ve yönetmenlere ders olur da, holivud savaş filmlerinden biraz ders alınır da özgün ve kaliteli bir başka savaş filmi çekilir. bunu çok istiyorum savaş filmi sever olarak. fetih o kapıyı açtı. umarım açık tutanlar olur.
    0 ...