ekonomik kararları, her gün her saat ulusal ve uluslararası şirketlerin üst yöneticileri (ceo) ve hükümet yöneticileri ve bürokratlar alır. neye, ne kadar, nereye yatırım yapılacak, hangi şirketlere, hangi oranlarda kredi verilecek falan filan... halk her 5 yılda bir gidip medyanın kendisine sunduğu 2 veya 3 büyük partiden birine oy verir. ülke nüfusunun %80 inin ekonomik süreçlere katılımı beş yılda bir televizyondaki ve gazetelerdeki haberlere bakıp oy vermekten ibarettir. o gazete ve televizyonlar yukarıda ekonomik karar alma sürecinin merkezindeki şirketlerden birine aittir ve o şirketlerin patronları siyasetçilerle öğle ve akşam yemeklerinde sürekli para, faiz, kredi falan konuşurlar. sonra siyasetçi+patronlar+bürokratların ekonomi yönetimi uzun vadede kriz doğurur. sonra bu siyasetçiler krizi çözmek için o şirketlerin yöneticileriyle toplantı yapar ve karar alırlar: asgari ücreti indir, işten çıkar, emekli maaşlarını dondur vs.
sonra %80, buna tepki duyar. protesto gösterilerinde bulunur. haberleri takip eden siyasetçi+bürokrat ve patronlar polise daha fazla yetki, daha fazla biber gazı vs. çaresinde anlaşırlar. bir yandan da, halkı büyük partilerden birine oy vermeye çağıran, ekonomiyi yöneten şirketlerin sahip olduğu tv ve gazeteler tasarruf tedbirlerinin tek çare olduğunu yazarlar. manzara kabaca bu...
peki ekonomik darboğaz bu aşamadayken başka ekonomik tedbirler alınabilir miydi? yukarıdaki şirketlerden nemalanmayan, siyasetçi ve bürokratlardan korkmayan bağımsız iktisatçılar varsa şayet onların mutlaka alternatif bir programı vardır. ama ekonomiyi yöneten ulusal ve uluslararası şirketler, siyasetçiler ve bürokratlardır ve halkın büyük kısmının refahının azalması onların refah düzeyini etkilemiyorsa krizden çıkmanın tek yoludur.
edit: salak olmanın lüzumu yok. bunun sağcı-solcu falan olmakla da ilgisi yok. ekonomiyi yönetenler onu uzun vadede krize sokuyorlar sonra kendi çıkarları öyle gerektirdiği için krizden çıkmak için yine halka yükleniyorlar.
çok çalışanın çok zengin olduğu bir köylü-küçük esnaf kuruntusudur. bugünkü küresel ekonominin kurallarında tek tek insanların ne kadar çalıştıkları neredeyse sıfır önemdedir. işgücü verimliliğinin tek tek insanların çalışkan olup olmaması ile hiçbir ilgisi yoktur.