hüzünle inmiştir kur'an. allah resulü, bir hadislerinde buna işaretle buyururlar ki, "kuran-ı kerim'in en güzel tilaveti ciddi bir hüzün içinde okunandır." kuran'ı anlamak, kur'an ile dirilmek onun özünde derinleşmeye bağlıdır. evet, kuran'la münasebetimiz açısından asıl mesele kalp, şuur, irade, idrak ve hislerimizle ona yönelebilmek ve benliğimizin boyutlarında o'nu duyabilmektir. işte böyle bir yöneliş ve duyuş sayesinde allah'ın bize seslendiğini hissederiz.
"kuran ehli, ( yani onu okuyan, onunla amel eden ) cennete girdiği vakit, kendisine "oku ve yüksel!" denilir. o da okur ve yükselir. her ayet için bir derece verilir. böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur. ( ve her biri için bir derece alır. ) " hadis-i şerifine de bir açıklama yapılmalıdır.
cennette, mümin'e kuran'dan ezberlediği ayet sayısınca derece verileceği, bu hadiste ifade edilmektedir. bu noktadan hareketle kur'an hafızları, ihlaslı ve kuran'la amel etmek şartıyla ahirette en yüce mertebelere erişecek demektir. bazı alimler hadisten, ahirette kuran'ı her okudukça mertebe katedileceğini anlamışlardır. bu durumda kuran ehli'nin mertebeleri devamlı artacaktır ve buna bir hudut koymak mümkün değildir. yine tekrar edelim. hadiste " kuran hafızı " denmiyor, " kuran ehli " deniyor. bu durum ebedi yükselme imkanının, hafız olmayanlara da açık olduğunu ifade eder. kuran'ın hakkını vermeyen kimseler, hafız da olsalar onların dereceleri sınırlıdır. şu durumda önemli olan, kuran ehli olmaktır. bir hadisle yazıyı noktalamak istiyorum.
"hafızasında kuran'dan hiçbir ezber bulunmayan kişi, harap olmuş bir ev gibidir." (tirmizi, sevabul kuran 18, 2914. h. tirmizi hadisin sahih olduğunu söylemiştir.)