aşk

entry15890 galeri
    7554.
  1. simdi sen kalkip gidiyorsun. git.
    gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
    oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
    oysa allah bilir bugun iyi uyanmistik
    sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
    bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
    bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
    yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
    sanki hic olmamisti

    oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
    surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli istanbullar
    surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
    oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
    ki karakoy koprusune yagmur yagarken
    biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
    cunku iki kisiydik

    oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
    bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
    seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
    iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
    yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
    memelerin vardi memelerin kahramandi sonra
    sonrasi iyilik guzellik.

    cemal süreya nın çok güzel açıkladığı, ama dünyada ne kadar aşkı bilen insan varsa hepsinin farklı yorumlayacağı his işte.

    iki kişinin paylaşımı değil miydi ki,
    hatalardan ders almak bile bir parçasıydı sanki,
    kendini vermekti;
    arzunun dudaklara gelmiş haliydi,
    kalbin küt sesine kor olan gözlerdi,
    bir bardağın içine girebileceği en şeffaf suydu belki de,
    ukalalığın bittiği yerde başlıyordu aşk...

    muhtaçlık;
    ana karnına ihtiyacı olan bir bebek,
    havanın içine girdiği ciğer,
    madalyonun çift yüzü;
    şefkat ile huzrun uyuması içiçe,
    yüzünle, nefesinle, saçlarınla buluşmaktı
    teninde...

    görünmeyen,
    kendini saklasan bile içine her türlü alan,
    en kuvvetli elektrikli süpürgelerden farksızdı,
    çünkü senden gizlenmeyen azraildi peşin sıra bekleyen...

    takılmamaktı geçmişe geleceğe,
    zamanın buhusu,
    üzerine rahat bir şeyler giymek,
    camın üzerinde biriken çiy tanesi...
    ruhun sofradan aç kalkmadan
    şehvete bürünmesiydi.

    aşk;
    sendin,
    gözlerinden akan bendi,
    sana muhtaç olan benin,
    biz olmasıydı.
    0 ...