gelişmeler bölümünün ışığını yakmış, atiye konseri var, 30 kişi vs. diye. peki.
altına da eklemiş : not: mesaj atan yazarlara, yarın en geç 10:00'a kadar dönüş yapılacaktır.
sen bu sözlükte moderatörsen, ben senin beni, ücretsiz atiye konserine göndermeni beklemem, bu senin görevin değil, ama yaparsan, eyvallah derim, alkışlarım, sağda solda reklamını yaparım..
ama,
sen bu sözlükte moderatörsen, ben senin sözünde durmanı beklerim.
sen benden yazar olarak nasıl ki, kurallara uymamı bekliyorsun, gammaz olarak nasıl ki, entry gammazlamamı bekliyorsun, ben de senden sözünde durmanı, en geç diye yaptığın vurguya karşılık, en geç 10:00'da olumlu veya olumsuz bana geri dönüş yapmanı beklerim..
olmadı mı? geri dönüş yapamadın mı? insanlık hali, olur olur.. ayrıca o gün elektrikler de kesikti, vs vs.. mazeret çok..
ama bana kaç saat sonra geri dönüş yaptığında, ben artık umudumu kesmiş, organizasyonumu iptal etmişken, sana, hocam biraz geç olmadı mı? diye soruyorsam.. bana en azından ''kusura bakma arkadaşım'' demeni beklerim..
çok mu zor? aslında hayır. ama moderatörlüğü bir vasıf addedip kendine, ego sahibi olmuşsa insan, evet zor.
cumartesi attığım mesajdan sonra, entry girmek için üç gün beklemişim. niye? cevap atsın da tatlıya bağlayalım diye. yoksa ben bilmiyor muyum aynı dakika entry yazmayı..
ben sana ''cevap yazmadın hocam? '' demek zorunda değilim, girerim entry'mi , tabiri caize, konsepte uygun bir şekilde giydiririm, bakarım işime.. ama düşünüyorum, belki adamın işi çıktı, belki bilmem ne oldu.. ama sen üç gündür bir açıklama yapmıyorsan, kusura bakma ama, oturma o koltukta, yapma moderatörlük falan.
tanım : yaşadığı ego patlamasını, mirc yeni çıktığı zamanlar, bir sohbet odasında op'eratör olduğumda yaşadığım yönetici(!?)