90ların başındaki bir ve ilk trabzon ziyaretinde ağzımın açık kalarak izlediğim bir futbol kültürüne sahip olan şehrin takımı idi. Dağın başına doğru bir köy düşünün. O köyün tepesinde bir saha olsun. O sahada köyün gençleri Şenol güneş gibi trabzon çocuklarının başarılarını tekrarlamak isteyen gençler top tepsin. O gençlere yaşları 50'ye yaklaşmış veya geçmiş karadeniz kadınları köyün dibindeki çeşmeden su taşısın...
Herhalde benim 90ların başında denk geldiğim bu üretken futbol şehri bilinci şehrin futbol bilincinin son demleriydi. Keza samsunspor da kendi şehrine göre altyapısının son demlerini yaşıyordu o yıllarda. Nitekim ne Trabzonspor ne de samsunspor o yıllardan sonra Türk futbolu için bir tane dahi büyük futbolcu çıkartamamıştır. Samsunspor endüstürileşmeye zaten ayak uydurmamış küme düşmüştür, Trabzon ise endüstrileşirken ruhunu kaybetmiş adı şikelerle anılan, futbolcu üretemeyen bir şehrin takımı haline gelmiştir.