bir önceki aydan kalma faturalarımı ödemek üzere sabahın erken saatlerinde caddelerde seyirtmeye baslamıstım. sıcak havalar bir yandan ,aceleye getirmem bir yandan kan telaş içinde faturalarımı ödemek üzere hızlı adımlarla yol almaktaydım.
bir ara caddede yürürken karsıdan gelen bir tanıdık sima gördüm .sanırım kendisi samimiyetti. aramızda hemen hemen on metre kalmıstı ki ,ben bu simayı cıkartmaya calısmaktaydım. yaklastık, yaklastık; neredeyse yan yana geldik. gözlerimizi gözlerimize odakladık .ve omuzlarımız carpısacak gibi yakındık birbirimize; dik dik baktık. ha o selam verdi ha ben selam verdim derken geçip gittik, selam sabah olmadı aramızda. tanıyamadık birbirimizi. samimiyetsiz bir selamdan ziyade soru işaretleriyle yürüyüp gecmek daha bir mantıklı gelmişti sanki ikimize.