teknik olarak şu an türkiye cumhuriyeti dahil dünyada pek çok ülkenin ürettiği ya da üretebileceği teknolojidir; zira atom bombası yapımında karşılaşılan en büyük zorluk zenginleştirilmiş uranyum ya da nükleer santrallerde üretilebilen plutonyumun eldesindedir. atom bombasında gerçekleşen fisyon tepkimesinin başlaması için optimum boyutlarda hazırlanmış (d=53cm) zenginleştirilmiş küresel uranyum, iki kutuba ayrılarak gövdenin içine karşı karşıya, ters köşelere yerleştirilir. bu iki yarı küre herhangi bir yolla etrafındaki nötron ışımalarından etkilenmeyecek şekilde (olasıkta) bölünmüşlerdir. yarı kürelerin hemen arkasına yerleştirilen c4 patlayıcıları ve tetikleyici mekanizma, patlama anında yarı kürelerin büyük bir hız ve basınçla gövdenin ortasında, bir nötron kaynağı elementin etrafında birleşmesine neden olur. fisyon reaksiyonunun başlaması için gerekli olan olasılık ve nötron ışınının ilk çekirdeği bulmasının ardından, radyoaktif çekirdek üç nötron yayarak, iki çekirdeğe bölünürken, atomun bir kısmı saf enerjiye dönüşür. oluşan üç nötron etrafındaki diğer radyoaktif atomlara çarparak, zincirleme bir reaksiyon başlatır ve bu şekilde ortaya inanılmaz bir enerji çıkar. nükleer reaktörlerde kullanılan radyoaktif maddeler reaksiyona girerken, tepkime sırasında kullanılan sönümleyici element, reaksiyon sırasında yayılan üç nötrondan ikisi tutarak, nükleer reaksiyonun kontollü bir şekilde gerçekleşmesini sağlar ve ortaya atom bombasına nazaran daha dengeli ve kontrollü bir enerji çıkar. yine de soğutma sistemi santrallerde çok büyük önem taşımaktadır. fisyon'dan farklı olarak, yıldızlarda gerçekleşen füzyon ile ortaya çıkan enerji, yani çekirdeklerin birleşerek yaydığı enerji henüz tam olarak kontrol edilemese de, bir imha silahı olarak hidrojen bombasında karşımıza çıkmaktadır.