hala dedesinin dönemindeki kurtuluş mücadelesi ile günümüzdeki para savaşını ayırt edemeyenlerle aynı havayı soluduğumuzu gösteren insani haktır.
senin devletin hangi ülkelerden silah ve savaş teknolojisi satın alıyor? a.b.d., israil, rusya değil mi? peki 30 yıldır bitiremediğin(!) terör örgütüne kim silah veriyor? yine aynı ülkeler. peki bu silahlar satılacak ve düşmanım dediğin ülkeler para kazanacak diye ölmek mi şehitliktir; yoksa namusunu, toprağını, annesini, karısını ve senin de dahil olduğun neslini korumak için kurtuluş savaşında kendisinden çok daha güçlü düşmanla yiğitçe savaşarak can vermek mi? ha bu arada o bahsettiğim yüz yıl önceki savaş görüp göreceğin* son topyekun savaştı. yani şu çağda ve teknolojide halkça savaşa katılma ihtimali vardır ve süper güçlere tekmeyle, tokatla, taşla, sopayla girişiz diyorsanız gerçekten siktirin gidin, kendinizi daha fazla acındırmayın. adamlar isterse tek düğme ile senin gibi 1000 tanesini hoplatabiliyor. hele bir de demezler mi sen gitme ben gitmeyeyim kim askere gitsin diye. ulan beyinsiz sen, ben polislik yapmıyoruz da polis mi kalmıyor bu ülkede? polisliğin de zorunlu olduğunu düşün bakalım. senin şu halinle veya alacağın 6 aylık eğitimle sağlayacağın asayiş 10 yıllık tecrübeye sahip bir polis memurununki ile bir olur mu? peki senin dış güvenliğin iç güvenliğinden daha mı önemsiz de askerliğin profesyonelleşmesini istemiyorsun.
günümüzde uygulanan zorunlu askerlik vatan değil devlet görevidir. acı ama gerçek. yani manisa'da, bartın'da, denizli'de, kastamonu'da orada burada aşçılık, şoförlük, yazıcılık, temizlikçilik yaparak vatanını korumak(!) dışında hakkari'ye, şırnak'a gidip teröristin teki tarafından öldürülürsen, istesen de istemesen de bunu vatanın için değil devletin için yapmış olacaksın. hani şu pkk destekçisi ülkeler para kazansın diye sana onların silahlarını kullandıran, pkk piçini bitirmeyen devletin.
askerlik de en az polislik kadar önemli bir iştir ve herkesin yapabileceği bir şey değildir. kaldı ki zorunlu askerlik insan hakları bazında genel geçer olarak angarya diye tanımlanıyor. bu konu ile ilgili uluslararası geçerliliği olan insan hakları evrensel bildirgesi'nin üzerinde bir doktrin varsa söyle biz de bilelim. zaten hükümetin de bu hakkı kendi isteği ile değil, aihm'nin zoruyla ve tehdidi ile gündeme getirdi ve şu olayı nasıl ranta çeviririm derken bedelli askerlik saçmalığını da araya sıkıştırıverdi.
vicdani ret çıkarsa yine gitmek isteyen askere gidecek. peki madem gitmek istemeyen sana göre hani ve şerefsiz ise o şerefsiz dediğin insanları, şereftir dediğin askerliğe nasıl layık görüyorsun? ya da sen bu hainlere(!) zorla mı vatan sevgisini aşılayacaksın? daha da önemlisi sen kimsin, ne boksun da onların neyi isteyeceklerine, neyi seveceklerine fındık kadar beyninle karar verme cüretini gösteriyorsun? davulla zurnayla askere gönderilen çocuklardan hangisi teskere gününü iple çekmiyor? şimdi deseler ki askerlik kalktı, isteyen gitsin isteyen kalsın, kışlalarda zorla tutulan bu gençlerden kaçı orada kalacak? bu nasıl gönüllülük peki? hala kendinizi kendi fikirlerinizle yönetemiyorsanız, başınızda mutlaka bir çoban olsun ve sizi zorla hizaya soksun istiyorsanız ve hala insani haklarınızın farkına varmak için kafanızı soktuğunuz kumdan çıkarmaya cesaret edemiyorsanız gidin size bu içinden çıkmaya bir tarafınızın yemediği her türk asker doğar, bir çocuğum daha olsa onu da gönderirim dogmalarını öğreten sahiplerinizin ayaklarının dibinde ya da annenizle babanızın arasında yatın.