dün gece ikinci sezonun ilk bölümünü izledik. ve bence temposundan hiçbir şey kaybetmemiş. emeği geçen herkese tek tek teşekkürler.
--spoiler--
* erdal beşikçioğlu tek kelime konuşmadan, sadece mimikleriyle oyunculuğunu konuşturdu. ve kendisinin türkiye'nin en iyi erkek oyuncusu olduğu kanaatindeyim. şahaneydi. behzat ç. 'yi iyice delirtmişler bu sezon. son hafriyat kitabındaki gibi bir suskunluk söz konusu ama burada behzat'ın suskunluğunu çözen şey berna'nın mezarını görmesi olmayacak, bu belli.
* hayalet ile akbaba'nın diyalogları yine güldürdü.
* harun'un kilo vermesi ailesiyle yaşadığı sorunlara bağlanmış. hayalet "kışın toparlar o" dediğine göre acaba kışın yeniden kilo mu aldıracaklar biraz? ama çocuk oyuncağı değil ki canım bu. bilemedim.
* harun'la eda arasında bir yakınlaşma yok fazla. aman olmasın da. çemçük ağızlı eda'yı harun'cuğumun yanında görmek istemiyorum. *
* tekin'in ölümünün sanırım ercüment çözer 'le bir alakası var.
* normalde şule'den nefret ediyordum ama bu bölüm onu görünce o kadar üzüldüm ki... yazık o da haklı aslında. annesi ölmüş, babasını hiç tanımamış. onu bırakıp giden bir adam olarak biliyordu onu ta ki behzat'ı tanıyana kadar. boğazına dayadığı cam parçasıyla ağlaya ağlaya görünce üzüldüm. küçük berna da bu olaydan beri babasına küs. behzat şule'ye sarıldığında attığı küskün bakışlar ve behzat'ın o murat denen adama silah dayadığı zaman ortaya çıkıp "vur babacık, öldür" demesinden anlıyoruz bunu.
* ayrıca bir soru: bunu hep merak ettim. mesela eda'ya bir ad veriyorlar araştırsın diye. "ahmet ince" atıyorum. eda o kişinin o "ahmet ince" olduğunu nereden bilebiliyor? türkiye'de bin tane "ahmet ince" vardır. hani tek bir insan değil ki bu?
--spoiler--