ne oldu, nasıl oldu, nereden hortladı da yine gündeme geldiğini anlayamadığım askerlik türü. bu ülkede düzenli olarak her büyük depremden sonra, bedelli askerlik tekrar gündeme gelir. maliye bakanının toplanan deprem vergilerinin duble yolara harcandığı açılmamasını yapmasının ardından hükümet yetkililerinin aklına"-laa! nereden bulacaz galıcı gonut parası?" sorunun akabinde gelen cevaptır.
(bkz: mehmet ş seni duble yollara gömdüm)
24 gencin ölüm haberinin ardından daha 1 ay bile geçmemişken, bedelli askerliği dillendirmeye utanır insan. kimse ölsün istemiyoruz, ama bedelli askerliğin tek bir açıklaması var o da "paran varsa gitme, paran yoksa öl!"
yetkililerden gelen açıklamalar "hepsi 40 yaşında 45 yaşında evli çocuklu insanlar, onlara nasıl askerlik yaptırırsınız?" açıklamarının ardından bedelli yaş sınırırnın 25 olarak açıklanması bambaşka bir çelişki. ayrıca adama demezler mi "ulan ya*ram! 40 yaşına gelip 3 çocuk yapana kadar nedeydi bu dayı! şimdi mi aklınıza geldi"
hiç değişmeyen bir kural vardır, herkes bir bedel öder, fakirler de bu bedeli ellerinde tek kıymet olan canları ile öderler.
her şehit haberinin ardından duyduğumuz "hesabını soracağız-bu sefer sınırı aştılar" gibi açıklamamarın ne kadar boş, duygusuz ve anlamsız olduğu şimdi daha açık şekilde ortada.