plakçıda çalıştığı yıllarda dükkana gelen solcu adamlara özenmiş malatyalı bir çocuktu ilk zamanlar. kıçı kırık küçük işçi organizasyonlarında çalarken, ilk kasedi yüzünden davalık olunca "sosyalist devrim cephesinin sanatçı kalesi" olarak anılmaya başlandı.
eminim ki, o yıllarda sosyalizm ne olduğunu kendisi de bilmiyordu. burada dananın kuyruğu kopuyor işte !
eğer "yaparım işimi alırım parasını krallar gibi yaşarım" deseydi, şimdi türkiye'de en baba sanatçı olacaktı gelmiş geçmiş. ama o, çok hakim olmasa da, özenerek baktığı devrim idealarına inandı tatlıses gibi otobüs filosu kuracağına. sanatın para kazanmak değil, aydınlatmak olduğuna inandı. bu yüzden kötü oldu.
mustafa kemal'e "diktatör", deniz gezmiş'e "eşkiya", ahmet kaya'ya da "vatan haini" denmesi hep, bu aydınlanmamış karanlığın çığlıklarıdır.
hadi diyelim ki bütün açıklamaları bomboktu, en azından kişisel çıkarı için değildi. birkaç tanımı değiştirmek için, vatanından, dostlarından oldu.
siz herhangi bir gün, günü de geçtim, herhangi bir an, bu kadar fedakar olabildiniz mi ?
acun ılıcalı medyası kültürüne inanan insanlar için şu an eminim üzülüyordur kendisi.