damak tadından psikoloji tahlilleri yapmak büyük yanılgı. ama ne zaman kendimi savunmasız hissetsem bol şekerli içerim çayı ben.
şekersiz içenler de bana hep; güçlü-kuvvetli, baskın karakterli, ne istediğini bilen, ruhsal olarak dengede durmasını başaran insanlar gibi gelir.
biriyle buluştuğum zaman, karşımdaki güven vermezse bana; o vakit de şekersiz tercih ederim dolayısıyla. sert görünmek için.
ve bence dünyanın en kararsız, en saf insanları da çayı bir buçuk şekerli içenlerdir. elleriyle o şekeri kırmaya uğraşanlardır. dudaklarını şekere yaklaştırıp üfleyenlerdir. şekeri az ıslatıp parmaklarını yapış yapış edenlerdir. çok severim.
porselen fincanlarda ya da kupada çay içen biriyle fazla anlaşacağımı da düşünmem. uzak dururum ondan. abartılmış bir önyargı. kendimi sorgulamaya ve kendime "harbiden sorunlusun sen" dememe sebebiyet veren bir önyargı.
çay, yeterince arızalı tiplerle konuşur aslında. çok şey anlatır. kulağını kapayamazsın.