23/24 yıllık yaşamımda(çok karışık lan bu yaş hesabı?) gördüğüm, tanık olduğum en gergin günlerini geçiren ülke ve ne yazık ki bunlar daha iyi günleri.
küçüklüğümden hatırladığım kötülükler 28 şubat ve ecevit'in anayasa fırlatmasıyla gelen süreçti. şu günün yanında, bunlar bile soft kalır çünkü garip siyasi dinamikler üzerinden dönen olaylardı. 28 şubat sürecinde ''haydi müslümanlar öldürelim herkesi'' çağrıları olduysa da halk pek galeyana gelmemişti.(gerçi bugüne etkisi vardır).
okuduklarımızdan, anlatılanlardan bildiğimiz kadarıyla türkiye'nin yaşadığı süreç 80 darbesinin öncesi ve sonrası. yine sağ/sol, türk/kürt çatışmaları arasında geçen, binlerce masumun öldürüldüğü süreç.
karamsarlık pek karakterimde yok ancak, korkuyorum bu ülke böyle bir sürece gidiyor diye. halk çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış durumda, meclis göstermelik şovlar dışında beceriksiz. öğrenci olayları başlıyor. geçtiğimiz günlerde odtü'de yaşanan olayları hepimiz biiyoruz. basında yer almasa da, çok büyümeden önlense de dün öğlen saatlerinde ege üniversitesi edebiyat fakültesi önünde de bir türk/kürt kavgası yaşandı. yine yaşanacak, okullardan çıkıp sokaklara dökülecek bu keskin insan seli.
bir tarafın acısı şehitler, bir tarafın acısı deprem. bir de iki tarafa da üzülen benim gibi azınlık. taraf diyorum çünkü, iki taraf da birbirinin acısını gerçekten yaşamıyor. şehitlere kürtler üzüldü mü? belki içlerinden üzülen olmuştur.
depreme türkler üzüldü mü? belki içlerinden üzülen olmuştur.
peki nereye gidecek bu ülke?
kürtlerin ''türkiye bize bakmıyor'' deyip dağa çıkmasıyla,
türklerin ''bölünmeyelim ama kürtlerden nefret ediyorum'' demesiyle ne olacak son?
ben karamsar ya da iyimser bir tablo çizeyim. muhtemelen bir kaç yıl ya da bir kaç on yıla kadar ülkenin doğusu, başka bir ülkenin batısı olacak. kabul etmesek de görünen son bu.
ben en çok da diyarbakır'da yaşayıp bölünmek istemeyen, türkiye'den ayrılmak istemeyen, kapısında bombaların patladığı, sürekli teröristlerin, askerlerin kol gezdiği bir adamın psikolojisini merak ediyorum. ne hissediyordur acaba, bir yandan tüm türkler kendisinden nefret ederken, bir yandan pkk'ya yardım etmiyor diye tehditler alırken?
bize 'abiler'den dayatılan siyasi at gözlüklerimizden sıyrılıp bunu düşünmeyi denedik mi hiç?