yavuz sultan selim, ridaniye seferine giderken muş'ta yaptırdığı bir hayratın, sefer dönüşü harap bir halde olduğunu görünce, çeşmenin üzerine şöyle bir şiir yazdırır;
Kürde fırsat verme ya Rab, dehre sultan olmasın,
Ayağını sıksın çarık, asla iflah olmasın,
Vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın,
Ol çeşmeden GAVUR içsin, RUM içsin kürde nasip olmasın,
Vasiyetim oldur kim,
Kürd bin kere yalvarsa, inanma kanma,
Yakana bit, kapına kürt dadandırma...
--spoiler--
önceki gün hain pusuyla ŞEHiT olan polis memurunun, 17 Ekim'de Facebook'ta yazdığı son mesajı şöyle:
"Vergi vermezsin, yardım alırsın. Fatura ödemezsin, bizden keserler. Cahilim dersin, öğretmeni şehit edersin. Hastayım dersin, doktoru şehit edersin. Yolumuz yok dersin, mühendisi şehit edersin. Asfaltı kazar, mayınla patlatırsın. Sıkıntın varsa, gel uzlaşalım, kardeşçe yaşayalım dersin, olmaz bu topraklar bizim diye iddia edersin. Biz bu toprakları kanla aldık, kanla veririz deriz, savaşalım deriz, pis faşist dersin. Arkamızı döndüğümüzde pusu kurarsın. Bıktık kardeş ayaklarından, Allah düşmanın bile şereflisini versin."
--spoiler--
bunların gerçek yüzünü koskoca sultan görüyor, koskoca polis memuru görüyor da, yüceler yücesi hükemetimiz, devletimiz neden hala açılım açılım diye götünü yırtıyor?