postmodern toplumun aşamadığı, deviremediği bir tabudur da esasen. nedensiz bir biçimde, belli yaş aralığına erişen insanların, evlilik bir gereklilikmiş gibi addedip; bu kuruma ait olma istekleri, modern çağ insan fizyolojisine prangalar indirmektedir. gerçi, evlenmeyip, birlikte yaşamak fikrini benimseyip, bunu yüksek perdeden dile getiren kapılların sayısı artışa geçse de, hala: bilhassa eğitim seviyesi düşük, lümpen kesimden insanlar, "tutunacak bir dal" misali bağlanıyor. bu da, beraberinde olması gerekenden fazla aidiyeti ve düş kırıklığını getiriyor. bir olgu olarak evlenmek; gerçekleştirildiğinde sahip olunacak sorumluklara iye olabilecek bireylerin, toplumsal statülerini artırma ve iktisadi teşebbüslerine bir yenisini ekleme derdidir de. primitif insanlarda evlilik; miras ve cinsellik gibi 2 temel esas üzerine konuşlandırılır. herhangi birisine uzak kalan birey; evlilik kanalı ile, buna erişebileceğini düşünür.
günümüz türkiye'sinde ise; iktisadi bir rant kapısı olan evlilik: başlık parası gibi bir koşulu enkarne ediyor. kendi kızını bir meta olarak gören ebevyn bozması, 30 yaşına değin mastürbatif yaşam normlarını benimsemiş bir erkeğin, kızlarının bacakları arasına girmesine müsaade veriyor. ve türk usulü evlilik gerçekleştirilmiş oluyor.
eğitimsiz, apolitize, rasyonal düşünemeyen bu stil insanlar dünyaya bir de, çocuk getiriyor. herhangi bir kıytırık mesleğe dahi erişebilmek; o titre sahip olabilmek için, sayısız sınav ve mülakata dahil olunurken, ebeveyn olabilmek içi herhangi bir kıstas yok.
sonrası mı? arabalarında çocuk unutan anne ve babalar, boşanmalarına karşın birbirlerinden kopamayan çiftler, ömrü boyunca kendilerine gelemeyen çocuklar, eski eşi tarafından hunharca katledlen kadınlar. evlilik budur işte!