bazen öyle çok seversiniz ki, 'eski' sıfatı başına eklenince ne yapacağınızı bilemezsiniz. duramazsınız, içinizde taşmayı bekleyen bir şeyler vardır, kabınıza sığamazsınız. otursanız oturamaz, uyusanız uyuyamazsınız. bazen öyle çok seversiniz ki 'eski' sevgilinizi ayrı yönlere gidişinizi ancak ağlayarak ve sukunetle 'izleyebilirsiniz' sanki sizin değilmişçesine.. bir masalın ortasından çıkıp gelen, kısılan gözleriyle gülümseyerek size bakan, gecenin bir yarısı sadece yüzünüzü görmek için dakikalarca yol yürüyen, giderken 'seni çok seviyorum.' diyerek giden sevgiliniz; sonrasında şarkılarını, fotoğraflarını, kokusunu, anılarını, vaatlerini, kurdurduğu hayalleri sizde unutup öylece tarihin tozlu yaprakları arasındaki yerini alır. nahoş!