leyla ile mecnun

entry10127 ↓ galeri
    1755.
  1. çok sembolik dizi olma yolundadır. 27. bölüm bilhassa sembollerin ve referansların zenginliği ile göze çarpar:

    hatun-taş sembolizmi-her taş aslında bir hatunu temsil eder. Fakat dizide genelde sapı ile betimlenmiştir.

    Kamil ve piyon sembolizmi. Santranç tahtasının önünde duran Arda'nın babası bir piyonunun kayıp olduğundan şikayet etmektedir. Kamil Arda'nın babasının piyonlarından biridir;Kamil ortadan kaybolduğunda Kamil'in dedeye gelip af dilediğini öğreniriz. bu kez dedenin elinde o kayıp piyonu görürüz; önemli piyonlarından biri dedenin elindedir. bu şu demektir ki; ilerleyen bölümlerde dede Kamil'i Arda'nın babasına karşı kullanacaktır. Satranç sembolizmi dizinin en başından beri dede ve ardanın babası arasındaki ilişkiye damgasını altmetinsel olarak vurmuştur. fakat karakterler ve bunların konumları değişmekle birlikte satranç hala boyutsal olarak farklılaştırılmış ve arttırılmıştır; siyahın bir boyutunu ardanın babası diğer boyutunu ise benjamin oluşturur; beyazı söylemeye gerek yok "dede"dir. zaten Mecnun'un dedeye ve tüm ailesine küsüp kendi kafasına sıkmasının nedeni de "piyonluk nosyonu"dur.

    Erdal bakkal ve döner sembolizmi. Diğer bölümlerinde değil ama özellikle bu sahnede "tuzluk erdal abi" bilhassa çiğ dönerin yanında betimlenmiştir[yanlış hatırlamıyorsam Mecnun ve Yavuz'un birlikte olduğu sahne] Erdal abi yanar döner bir adamdır ama hali ile "çiğ"dir.

    Cam fanus/sırça fanus-deney tüpü-sylvia plath bağlantısı/bunalımlar ve kadının sembolik hapsedilmişliği(hem toplumsal hem de realistik anlamda) Sylvia Plath tarafından ters çevrlimiş sırça fanusta semboliize edilmiştir. Leyla'da patriyarkal bir otorite(baba) tarafından hapsedilmiştir; çıkmasına izin verilmez. Filmde uzay gemisinde Leyla'yı sırça fanusta hapsedilmiş olarak görürüz. dizinin bu sahneden önceki sekanslarında da bu "sırça fanus" nosyonu dile getirilmiştir. tabi buradaki bağlantı altmetinsel olarak "tutsaklık imge"sini yaratsa da "küçükprens"teki cam korunak ile koyun arasındaki bağlantı birçok şeyi açıklar;[küçük prens çiçeği her gece camdan korunağıyla kapatmış, koyunu da dikkatle izlemiştir”]-Yavuz'un ilan-ı aşkı..

    "yüzü kıpkırmızı olmuştu. konuşmasını sürdürdü: “ eğer bir insan milyonlarca yıldızın arasındaki tek bir gezegende yetişen bir çiçeği severse, bu onu mutlu etmeye yetecektir. çünkü yıldızlara baktığında ‘ benim çiçeğim oralarda bir yerlerde ‘ diyebilir. ama bu koyun çiçeğini yerse, o zaman bütün yıldızlar aniden kararmış gibi gelir ona. ve sen bunun önemli olmadığını düşünüyorsun! “ [dizinin sonundaki evrenler ve gezegen bağlantısı da bu referansa yüklenebilir]

    Bu arada bu referans temelli olarak son sahnede dünya üzerinde koyun çiçeği yer: Mecnun'da leyla'yı.[aşk evrenseldir, aşık insan dünyalara bedeldir..] ve yukarıdaki referansa bağlı olarak bütün yıldızlar kararır; dünya yerinden oynar.

    Ala denen onaylama cümlesi ile Muhteşem Yüzyıl'a dair referans.

    Yavuz-hırsız ve arsen lüpen bağlantısı; hırsızlık sanattır[Yavuz'un sözümona mesleğini sanat olarak betimlemesi]

    Filmde ayrıca 1970 ve 80'lerin bilim kurgu filmleri ile de iyiden iyiye dalga geçilmiş; uzay gemisindeki diktatör gemi kaptanının 80'lerdeki tecavüzcü coşkun filmlerinden mütevellit bir karakter olduğu ve bej rengi pantol yeterince bu konuda aydınlatıcıdır. bunların dışında; önceki entrylerde de ifade edilen uzaylı zekiye ve sen gelme ulan ayı bağlantıları da dikkate değer'dir.

    not:herşey iyi güzel tamam da anlayamadığım bir tek karakter var o da Erdal bakkal. unicorn bir uzaylıya bakarak gülen bıyıklı türk bakkalı imgesini hala anlamakta zorlanıyorum. Minator'un labirentinde ona bakıp bakıp gülen bıyıklı bir bakkal düşünün...
    0 ...