salt bilgisizlik temelinde değerlendirilmemesi gereken olgu. ya da, bilginin tanımını yaptıktan sonra belki bu temelde incelenebilir. özellikle okuma oranı ile doğru orantılı olarak düşünülmesinin büyük hata olduğu kanaatindeyim.
şahsî nazariyatla bakarsam, cehaletin esas tanımını insana verilen değerin büyüklüğünü bilerek yapmak en uygunudur. spesifik alanlarda her türlü zekâyî meziyetle eksper olan kişiler, bu büyük bilgi dağarcıklarının içine insanı değersizleştiren hissiyatı mündemiç ederlerse, bu kişilerin cahil olmadığını nasıl söyleyebiliriz? cehaletin en büyük emârelerinden biri de bencillik değil mi acaba?
kişilerin çevrelerinde bulunan insanlara karşı takındıkları üstten bakan tavır, o kişilerin bulunulan âna kadar elde ettikleri bilgiyle aslında pek de yol kat edemediklerinin bir göstergesidir.
sonuç olarak, "cehâlet": birbirine tahammülü olmayan insanların ortak akılla yarattıkları bir canavar gibidir. câhil olan, konuşmayı bile bilmeyen bir bebek değil; tam aksine, konuşmayı çok çok iyi bildiği halde herkese tepeden bakabilecek cüreti kendinde bulan kişidir.