herkes, orta doğuyu saran devrimler ve ayaklanmaların tunusta başladığına inanır. aslında, devrimin tohumları, ilk kez adalet ve kalkınma partisinin örtülü askeri diktatörlüğe karşı uzun ve çetin savaşına başladığı 2002de türkiyede ekildi.
geçen haftaki türk seçimlerinin önemini anlamak için bir anlığına 1960lara, isviçrede bir lise öğrencisi olduğum zamanlara gidelim.
adı turgut olan türk sınıf arkadaşım gözleri yaşlı, generaller babamı astılar! diye anlatmıştı. babası kabinede bir bakandı.
abdden sonra natonun en büyük ikincisi 510 bin kişilik türk silahlı kuvvetleri, 1950den bu yana 4 kez darbe yaptı. türkiyenin hâlihazırdaki anayasası, 1980 darbesinden sonra ordu tarafından yazıldı.
diktatöre dönüşen ulusal kahraman mustafa kemal atatürk zamanlarından beri, türkiye ağız dalaşı yapan siyasilerin ince örtüsü arkasında güçlü ordu tarafından idare edildi. süreç boyunca ülke, yaygın siyasi şiddet, kürt ayrılıkçılık, hileli seçimler ve sonu gelmez mali krizlere uçar oldu.
amerikalılar, 2002-öncesini, ideal müslüman devlet olarak göstermeyi severdi. neden bu araplar türkler kadar duyarlı olmuyorlar? sorusu washingtonda sıklıkla duyulurdu. bunun taraftarları, türkiyenin demir-yumrukla idare edilen askeri bir diktatörlük olduğunu ya görmezden geliyorlardı ya da göremiyorlardı.
türkiye, adalet ve kalkınma partisi (akp) seçim zaferi kazandığı 2002den itibaren değişmeye başladı. geleneksel soldan ve sağcı kemalist partilerden kayma, büyük bir demografik akıntının sonucuydu. köylü ve orta sınıf türkler, şehirlere göç etmeye; ordu, büyük iş çevreleri, medya, üniversite ve yargıdan oluşan laik elitin siyasi ve ekonomik gücünü azaltmaya başladı.
türkiyenin evcil müslüman dini nüfuzu, sıkı güvenlik kontrolündeydi. atatürk ve ardından gelenlerin yönetiminde, türk kültür ve ahlâkının temeli islama vahşice saldırıldı. tıpkı stalin dönemindeki rus ortodoks kilisesi gibi islam neredeyse yok edildi ve devletin kontrolünün altına sokuldu.
türklerin derin devlet diye adlandırdıkları; aşırı sağcılar, güvenlik örgütleri, gangsterler, zengin elit ve kuduz ulusalcılar, gücü elinde tuttu ve muhalifleri susturdu.
akp, islami siyasi ilkeler çağrısı yaptı: zayıf ve yaşlılar için refah, yozlaşmayla savaş, duyarlı ve ahlaklı siyasi liderler, komşularla iyi ilişkiler. türkiyenin sağı ve ordudaki müttefikleri, iran-benzeri islamcıların eline geçtiği ya da kürt asilerce bölündüğü çığlıkları attı.
aslında akpnin on yıllık idaresi türkiyeye en uzun insan hakları dönemini, çarpıcı ekonomik büyümeyi, mali istikrarı ve demokratik hükümeti sağladı.
akp yönetiminde türkiye, avrupa birliğinin yasal normlarına, bulgaristan ve romanya gibi yeni üyelerden fazla yaklaştı. fakat fransa ve almanyanın muhafazakârları, türkiyenin asla abye kabul edilmeyeceğinde ısrar ediyor. avrupa, özellikle de çiftçiler, 75 milyon çoğunluğu müslüman türkü istemiyor.
dışarıdan bakanların genelde göremediği şekilde, akp türkiyenin tepkisel ordusunu kışlasına sürekli geri soktu. bu uzun mücadele ergenekon davası olarak bilinen sivil hükümeti bir kez daha devirme çabalarında doruğa ulaştı.
kumpas bozuldu. üst-düzey subaylar tutuklandı ve yargılandı. entrika içerisinde yer alan gazeteciler ve medya şahsiyetleri de aynı şekilde yakalandı. savcılar şimdilerde, israil ve türk ordusu arasındaki şüpheli silah anlaşmalarını inceliyor.
bugün her şey değişti. seçmenlerin ekserisinin desteğini kazanan türkiyenin halk başbakanı recep tayyip erdoğan, türkiyeyi orta doğuda başarı demokrasi için bir rol modele dönüştürdü ve 75 milyonluk ülkesinin gizli ekonomik gücünü ortaya çıkardı.
türkiyenin yetkin dışişleri bakanı ahmet davutoğlu, türkiyenin eski düşman komşularıyla, ermenistan ve güney-kıbrıs hariç, ilişkilerini büyük ölçüde geliştiren sıfır sorun politikasını üretti. türkiyenin bugünkü dış politikası, abd ve israil çıkarlarından çok türklerinkini yansıtıyor.
sıfır sorun orta doğunun kapılarını türk iş çevrelerine açtı. böylece türkiyenin birinci dünya savaşı öncesindeki baskın bölgesel liderliğini yeniden tesis etti.
türkiyenin yaygın filistin desteği, israille acı bir çatışmaya yol açtı. sonuç olarak türkiye, israil çıkarlarının yanında olmadığı için abd kongresi ve medyanın sert saldırılarının hedefi haline geldi. israil aşırı sağın kuzey amerika sözcüsü the wall street journal, türkiyeye saldırılara önderlik etti.
erdoğanın türkiyeyi islami bir diktatörlüğe çevirdiğine dair iddialar asılsızdır. inşa ettiği istikrarlı, demokratik ve üretken bir türkiye, tüm ilgili kesimler için bir nimettir. istanbul, bir zamanlar müslümandünyanın parisi idi. tekrar aynı rolüne geri kavuşuyor.
erdoğanın üçüncü seçim zaferi, diğer partilerle uzlaşma olmadan anayasayı tek başına yazma yeterliliğini sağlamadı. ancak yeni ve modern bir orta doğunun inşası ve istikrarı için anahtar bir rol oynayacak hayati bu ulusun önünde demokratik ve ekonomik tekâmül için başka yıllar o