en basitinden: Kaderimiz çiziliyse kararlarımızdan niye sorumlu tutuluyoruz?
Biz seçimlerimizde özgürüz, kader sadece Tanrı'nın bizim seçimlerimizi önceden bilip takdir etmesidir diyerek bu işin içinden çıkmaya kalkmayın. insan verdiği kararları çevresindeki koşullara ve faktörlere göre verir. Bu koşullar ve faktörler ise Tanrı'nın kontrolü altında, hatta onun sebep olduğu şeyler olduğundan, Tanrı eğer denilen vasıflara sahipse, insan gerçekten özgür olamaz. Durum bu olmasa ve Tanrı insanı gerçekten özgür kılabilecek (ve kılmış) olsa, yani insanın kararları konusunda Tanrı'nın hiçbir kontrolü olmasa, o zaman da bu durum Tanrı'nın özgürlüğünü kısıtlar. insanın özgürlüğü ve iradesi Tanrı'nın mutlak iradesiyle çelişir. insan gerçekten seçimlerinde özgürse ve Tanrı'nın bunda hiçbir rolü yoksa, fonksiyonu sadece bunları baştan bilmekten ibaretse, bu Tanrı'nın gücüne sınır koyar. Tanrı her şeye kadir olduğuna göre, bizim seçimlerimiz de onun onayı ve bilgisi dahilindedir. Hatta çevremizdeki her şeyi o yarattığından, seçimlerimiz de dolaylı olarak onun sebep olduğu şeylerdir. Dolayısıyla, hem Tanrı hem de insan bir arada özgür olamaz. Cüz-i irade ve külli irade ayrımı da bu işi çözmeye yetmez. Bu çelişki dinlerin doğasında vardır ve din adamları bunun içinden ağızlarıyla kuş tutsalar çıkamazlar. Kendilerine sorun, alacağınız hiçbir cevap sizi tatmin etmeyecektir.
biraz daha derininden: Muhammed'in Cinsel Hayatı
Muhammedin şehveti ve tanrısı Muhammedin hevası, adaletin önüne geçiyor:
Aişe: Günümü kimseye vermem!
Muhammedin karıları arasında hizipleşme
Muhammed in Karıları: Adalet isteriz!
Muhammed: Bana vahiy, yalnızca Aişenin gününde geliyor!
49 yaşındaki adam (Muhammed), 6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor!
Aişe 9 yaşındayken 52 yaşındaki Muhammed ile gerdeğe giriyor!
Bir kız 9 yaşına geldiğinde, islam hukukunda şehvet konusu oluyor!
Aişenin kaybolan kolyesi ve Safvan!
Aişe zina ile suçlanıyor!
Beklenen vahiy bir türlü gelmiyor!
Aişenin zina etmediğine ilişkin 18 ayet birden iniyor!
Muhammed'in şehveti ve "tanrı"sı!
Karılarından Aişe, Muhammed'e şöyle diyor:
-"Ma era rabbeke illa yüsariu hevake" (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsir/33/7,Kitabu'n-Nikah/29;Diyanet yayınlarından Tecrid, hadis no:1721;Müslim, e's-Sahih, Kitabu'r-Rıda/49,hadis no:1464;ibn Mace Sünen, Kitabu'No:-Nikah/57, hadis No: 200; Ahmed ibn Hanbel,6/134,158)
nedir bunun türkçesi?
"Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi. 7/402)
"Rabbin Teala (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkuna müsaraat ediyor. (Çeviri: Kamil Miras, Diyanet Yayınlarından)
Aişe'nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir:
"Bakıyorum da, senin Efendi Tanrın , yalnızca senin şeyinin keyfini (hevanı) yerine getirmek için koşuyor."