ölümün nefesini gerçekten hissettiğim gün. saat 03:02, şiddetle sallanmaya başlıyoruz. ama deprem bu defa bir türlü bitmek bilmiyor... "bitsin artık" diyorum, bitmiyor... "bit!", bitmiyor... "buraya kadarmış" diye geçiyor içimden çaresizce... o an bana çok uzun gelen 45 saniye sürüyor bu korkulu bekleyiş.
sabah televizyonlardan öğreniyoruz 10binlerce kişinin öldüğünü. türkiye yasta... "yaralar sarılacak, önlemler alınacak, bir daha benzer bir durum yaşanmayacak" diyor televizyondaki devlet büyüklerimiz.
peki, ne mi oluyor? devlet büyüklerimiz önce geçici deprem vergisi koyuyor. bizler; "aaa tabi lazım. yaralar sarılacak, önlem alınacak, bunlar bi daha yaşanmayacak" diyerek hak veryoruz bu vergiye ve büyüklerimize. "helal ü hoş olsun" diyoruz. ama sonra aradan birkaç yıl geçince, adını ötv olarak değiştiriyor büyüklerimiz. böylece o verginin artık geçmeyebileceği de anlaşılıyor gerçek amaçlarının yanında. bu toplanan vergilerle önlemler alınacağına imf borçları ödeniyor. güçlendirme yapanlar ile denetim firmaları zengin ediliyor. ciddi hasarlı bazı binalar sıvanıp boyanıp tekrar kullanılmaya başlanıyor. göstermelik 3-5 kamu binasına güçlendirme yapılıyor. gerisi "allah'a emanet" ediliyor, biz de dahil...
o günden beri çoğumuz, bize bonus olarak verilmiş bir hayatı ve büyüklerimizce söylenmiş bir yalanı yaşıyoruz aynı anda ve hep birlikte...