evimiz iki katlı ahşap bir evdi. saat gece yarısına doğruydu. ben tv de maç izliyordum yanlış hatırlamıyorsam barcelona'nın bir maçı vardı. eşim de odanın diğer tarafın da uykuya dalmıştı. babam çiftliğe gitmiş o gece orada kalacağını söylemişti. maç bitince eşimi uyandırıp, uyandırmama arasın da kaldım. ulan dedim ben de şuraya kıvrılıp yatayım zaten saat gece yarısını çoktan geçti. sonra karar değiştirip eşimi uyandırdım ve yukarı yatak odasına çıktık. sonra yatağa kıvrılıp uyuduk. deprem başlamadan bir kaç saniye önce bir uğultuya eşimle birlikte aynı anda uyandık. ne olduğunu anlayamamış aval aval birbirimize bakarken. o müthiş sarsıntı başlamıştı. belki de evimiz ahşap olduğu için tarif edilmez bir sarsıntı ve kulakları sağır eden bir uğultu vardı. yürümeyi bırak ayağa kalkmak bile neredeyse imkansızdı. eşim bir an kaçmaya yeltenince istem dışı bileğinden yakalayıp yanıma çektim. yüzüme öyle bir bakış atmıştı ki bırakta kendimi kurtarayım der gibiydi. belki şoktan ne onun elini bıraktım ne de kendim kaçmaya yeltendim. sonra sarsıntı azalır gibi olunca ikimiz de kaçmaya yeltendik ama o müthiş sarsıntı yine başlayınca benden bir iki metre uzakta olan eşimin bileğinden tekrar yakalayıp yanıma çektim ve yatağa bıraktım kendi mi. artık tepede olan evimizin aşağı doğru yıkılmasını beklemeye başlamıştım. bu arada allahu ekber eşliğin de bildiğim bütün sureleri, duaları okumaya başlamıştım. sonra deprem durunca bir kaç saniyelik şaşkınlığın ardından kendimizi toparladık. yataktan çıkıp doğruca pencereye koştuğumu hatırlıyorum. ama pencereye koşarken karşılaşacağım manzara beni ölesiye korkutuyordu. bizim ev ahşap belki bu yüzden biz kurtulduk ama ya diğerleri? aşağı mahalle de ablamlar. teyzemler, dayımlar bir sürü akrabalarım, arkadaşlarım vardı. o pencereye ulaşma anı sanki bir ömür gibi gelmişti. pencereyi açıp dışarıya baktığım da her şey yerli yerin de duruyordu. tabi çok sevinmiştim. o an hiç kimseye bir şey olmamış sandım. her şeyi yerli yerin de görünce. gölcük'ten, avcılardan, diğer yerlerden haberimiz yoktu henüz. sonra aceleyle evden çıkıp aşağı mahalleye gittik. herkes panikle kendini evlerden dışarıya atmış akrabalarından, yakınlarından haber almanın telaşındaydı. insanlar biraz olsun sakinleşince milleti bizim eve topladım. evimiz ahşap ve bahçeli olduğu için mahallenin büyük çoğunluğu bize gelmişti. bir aydan fazla yüzlerce insanı misafir ettik. sonra ki günler de acayip bir dayanışma vardı. akşam her eve gelen elin de bir şeylerle geliyor yiyeceğini, içeceğini bir biriyle paylaşıyordu. ilk gece elektirikler kesik olduğu için ne tv izleyebiliyor ne radyo dinleyebiliyorduk. sonra araba gelmişti aklımıza, gidip radyoyu açınca acı gerçekle yüzleşmiştik binlerce ölü, binlerce yaralı. allah bir daha ne bize ne de başka bir millete böyle büyük bir acı yaşatmasın. yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan şerefsiz şimdi dışarı da serbestçe geziyor. bu insana daha da koyuyor. böyle adaletin ta amk.