yanlış anladınız değil mi ? sokayım sizin zihniyetinize, liseliler sizi. öyle bir insan değil lan, yani önüne gelene yazıyor derken mesaj atıyor, hal hatır soruyor. allah belanızı vermesin, çıkın siz dışarı.
neyse, kendisiyle ilgili anılarımı anlatayım bari. hadi çömelin önüme ve önünüzde yanan ateşte marshmellowlarınızı * ısıtın özentiler sizi, amerikan gençlik.
öncelikle 2-2,5 yıl kadar oldu zatalileriyle tanışmamız, o zamanlar varuna kafe vardı ki şimdi yok malesef oradaki zirvede tanıştık.
zatalileri hep "eve girdin ışığı açtın" başlıklı sorular sorar, ben hep cevap olarak "kaçarım" sözünü söylerim ki kendisiyle gerçekleştirmiş olduğumuz bir espridir aramızda.
özellikle "kısıtlı ama samimi" zirve kadromuzun demirbaşıydı zatalileri, muhakkak her hafta buluşur ve o konu senin bu konu benim sohbetimizi gerçekleştirirdik. sohbetimize bazen çay ve sigara, bira ve sigara, kahve ve sigara eşlik ederdi. kısacası sigaramız üçlü ilişki yaşıyordu içtiklerimizle, bir nevi çoklu eşli gibi yaşıyordu şerefsiz allahsız sigara, sigara üresin.
kendisiyle hayat ve futbol üzerindeki sohbetimizi hiç bir şeye değişmem, ayrıca kimseyi güldüremeyen (daha doğrusu yaptığım esprilere kişilerin gülmesi için mizah zekası gerekiyordu) nacizane esprilerim zatalilerini güldürmüş ve "vay, oğlum hakkaten nihayet biri anladı benim espri anlayışımı. dur sırtımda taşıyacağım ben bu adamı" dedirtmiştir bana.
kadınlar konusunda ortak düşüncelere sahibiz bu beyfendi ile, arada sırada kadınları da çekiştirdiğimiz olmuştur.
bu arada en büyük fobisi kalp kırmaktır, bu kadar.