2005 yılının yazıydı.galatasaray elindeki gencecik yıldız adayı franck riberyi olaylı bir şekilde elinden kaçırmış milletin dalga malzemesi olmuştu.işte o günlerde hıncal uluçdoksan dakika programında aynen şunları söylemişti:
-riberynin allah belasını versin.kaçıp giden adamın arkasından ne uğraşacaksın.senin elinde arda turan diye bir genç var.yemin ediyorum 10 tane ribery eder.otur onu geliştir.
o zamanlar alt yapıdaydı arda.hagi zaman zaman hazırlık maçlarında yer veriyordu ama hiç resmi maçı yoktu.çoğu kimse gibi ben de tanımıyordum kendisini çok fazla.alt yapıdan bi genç diyordum en fazla hakkında.derken 2005-2006 sezonu başladı.ilk yarı yine adı sanı duyulmadı arda turanın.devre arası gelince de ersun yanal zafer şakarla beraber manisaspora kiraladı onu.ve o maç geldi çattı:
(bkz: 25 şubat 2006 galatasaray vestel manisaspor maçı)
öaçı babamla beraber izliyorduk. " baba şu sağda oynayan genç çocuk galatasaraylı kiralık verdik" dedim.tek başına sol kanadını sikertmişti galatasarayın arda o maçta bir de asist yapmıştı.hatta babam 1 cihan gibi kazmalar dururken ne diye yollarlar böyle gençleri.koy takıma takır takır oynasın.perişan etti tek başına bizi" demişti o genç çocuk için..gel zman git zaman arda takıma döndü.o meşhur mleda boleslav maçıyla çıkışını yaptı ve formayı bir daha kaptırmadı.2006da kiralık gittiğinden şampiyonluğu tadamamıştı ama 2008de kazanacağımız şampiyonluğun en önemli mimarlarından biri oldu.hele o 4 mayıs 2008 sivasspor galatasaray maçı yok muu...arda diyince aklıma hep o maç gelecek neden mi?
o maçtan 1 saat önce yiğenim olacağının haberini aldım.abim sordu adını ne koyalım diye.
-arda koyalım abi bu sene çok iyi oynuyor.efsane olacak o adam" abim biraz tedirgin yaklaştı olaya
-lan olum bacanak da emre koyduydu çocuğun adını ama sattı gitti beş para kazandırmadan." dedi.
-bu öyle öyle değil abi.harbi galatasaraylı bu gözlerinden belli.gitse bile kazandırmadan gitmez.satmaz cimbomu.
ve o maç oynandı arda 3 gol atıp şampiyonluğu getirmişti bize.maçtan sonra coşkuyla aradım abimi:
-vall abi arda koymak şart oldu artık yiğenin adını. ve yiğenimin adı arda oldu.arda turanın ardası...
ve bugün..ne ilginçtir ki ilk çıkışını yaptığı mleda boleslav maçının 5. yıl dönümünde takımdan ayrılıyor yeğenimin isim babası arda.seviniyorum onun için. bu kurtlar sofrasında bir sürü çakalın leş kargasının olduğu ortamdan kendisi için en uygun lige ispanyaya gidiyor.bir türlü rahat bırakmadık onu.genç yaşında omzuna ağır yükler verdik en ufak hatasını günlerce konuştuk eleştirdik.medya hiç ensaf etmedi ona.gün geldi köpek dedi yatapına girmeye kalkıştı çok sevişiyor ondan dedi.içiyor sıçıyor dediler.biz gslilerde gaza geldik sevgilisine laf attik gezmesine tozmasına laf ettik. giderken hala uğraşıyoruz yok para içindi pul içindi diye.boş ver aslanım sen en güzelini yapıyorsun.kendi adıma da üzgünüm.ilk defa bi futbolcuyu futbol ilahından bi yıldızdan farklı b arkadaş olarak görmüştüm.akran olmamızdan da kaynaklanıyor bu biraz sanırım ama sanki maçtan çıkınca birer cigara tüttürecekmişiz gibi geliyordu hep bana.bu yüzden bi arkadaşımı kaybetmiş gibi hissettim.üzgünüm garibim duyduğumdan beri.ben ki ona küfür bile edemezdim maçlarda.bir keresinde ispanya türkiye maçında.kaleciyle karşı karşıya pozisyonda topu kontrol edememişti ve ben:
-lan olm o topu bile kontrol edemiceksen siktir git oynama futbol mutbol demiştim. arkadaşlar hemen uyardı arda olum o diye
-haa tamam lan o zman pardon arda demiştim tv başında..
hoşçakal sipsi.hoşçakal koca kafa.seni ispanyadan izleyeceğiz ve eminim ki göğsümüzü kabartacaksın orada da.ve hakettiğin değeri fazlasıyla göreceksin orada.