bana asla o gözle bakmayacağını bildiğim halde onu düşünüp duruyorum. Cevap atmasa bile arka arkaya mesajlara boğuyorum onu; durduramıyorum, tutamıyorum kendimi. Platoniğin sözlük anlamıyım bu aralar. işin kötüsü ona onun verdiği değerin onda birini bile vermeyen bir kıza sırılsıklam aşık uzun süredir. kız, küçükken Barbie bebekleriyle oynadığı gibi oynuyor onunla. ilgi görmek hoşuna gidiyor heralde, hangi kızın gitmez ki? Ama o çok yorulmuş, bitkin. Hayır da diyemiyor ki ona, nasıl desin en büyük zaafına? Asla kapanmıycak bir boşluk; bir ukte misalı oturmuş kız onun kalbinin tam orta yerine. Kaldırmıyor onu, kaldıramıyor. Kalk git burdan yeter benimle oynadığın, diyemiyor ona. Derse onu tamamen kaybedeceğinden korkuyor olsa gerek. Aşk fedakarlık gerektirir bazen diyor kendi kendine. Farkedemiyor tek kendini yıpratanın o olduğunu, sadece onun fedakarlıkta bulunduğunu bir şeyleri yürütebilmek için. Ya ben? öylece durup izliyorum. En yakın arkadaşlarımdan biri. Ne demeliyim ki? Bu kız seni düpedüz kullanıyor görmüyor musun, demenin onu ne kadar acıtacağını bile bile ne diyebilirim ki ben ona? Gözlerinin içine bakarak, kendi bile kabullenemediği bir şeyi hunharca nasıl yüzüne vurabilirim? Yapamıyorum. Orda öylece durup, izliyorum aciz biriymişçesine.