pkk' nın kendisinin de tam manasıyla cevaplayabildiğini sanmadığım soru.
sabahtan akşama kadar kürtlerin ne kadar eziyet çektiğini anlatsak da pkk' nın bugün, şu an, iki gün önce yaptığının insanlık dışı olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. dolayısıyla pkk dışında herşeyi eleştirerek sorunu çözebileceğini zannedenler de sokakta "pkk=kürtler. haydi gazaya" diyenlerin içinde bulunduğu hezeyan halinden pek az farklı bir haleti ruhiye içindedir. çünkü pkk' nın bir çözüm yöntemi yok. sadece dağ kadroları üzerindeki ataleti dağıtıp, motive etmeye yönelik şiddet eylemleri koyuyorlar hatta güneydoğuda demokratik seçimleri bile etkileyecek söylemler içine girerek meselenin çözümünü dinamitliyorlar.
abdullah öcalan' ın yakalandığı süreçten bu yana af yasası da çıktı, kürtçe yayın izni de-kısıtlı da olsa- çıktı, kürtçe kurslar da açıldı. hatta kürtçe üzerine ve kürt kimliği üzerine yapılan baskıların yanlışlığına yönelik envai çeşit makale, kitap kaleme alındı, kamu oyu yaratıldı, dtp öyle veya böyle meclise girdi. bir takım adımlar var iyi niyetle görmek isteyenler için.
gelgelelim bu iş yılların birikimi ve onca yitip giden hayatın içinde bir anda çabucak çözüm gelmesi mümkün değil. işte bu durumda biz hala 30 sene öncesinin "bok yedirdiler" hikayelerini dillendirerek meseleyi çözebileceğimizi sanıyorsak vay halimize. biz bunları anlatarak pkk' nın yaptıklarına meşruiyet mi arıyoruz? böylesi bir aymazlık içinde neyi çözeceğiz allah aşkına?
şiddeti ve terörü hiçbir şey meşru kılamaz. ama bakıyoruz bazı tatlı su hümanistleri olan bitenden başından sonuna devlet kurumlarını suçluyorlar, neredeyse pkk haklı canım bunları yapmakta demeye getiriyorlar. şiddete sahip çıkan şiddeti yermesin efendim. biraz omurga sahibi olunsun.