ateizm bir negatif tercihtir. kendinden çok çok üstün olduğu söylenen şeyin olmadığa inanmak değil, olduğuna inanmamaktır. yani reddetmek ve kesin hüküm vermektir. bu açıdan bakıldığında oldukça dogmatik olduğunu görebiliyorum kendimce. oysa karşı çıktıkları düşünceler eleştiriye bu kadar kapalı değildir.
bu düşünceyi benimseyen kişilerin yaşadıklarına söylediklerine bakıp, bir analiz yapmak istiyorum. genelde akıl dediğimiz şeyi çok kullandıklarını söyleyen bu kişiler, akıllıca düşününce tanrı denilen şeyin aslında gereksiz olduğunu, insanların böyle şeylere ihtiyacı olmadığını söylerler. kendi akıllarıyla ahlak denilen şeyi tanımlayıp kullanırlar. bunu yapan kişilerde çok derinlerde acayip bir kişillik bozukluğu yaşandığını görebiliyorum. kendini çok seven insanlar olan ateistler, üstünlük kavramına tahammül edemezler ve kendilerini tanrı yerine koyarak hareket ederler.
''akıl akıldan üstündür.'' ilkesi ateizm karşısında yıkılmıştır. kendilerini haklı çıkarmak için ilk akla gelen ateistleri gururla deklare etmeleri dikkatimi çeken ayrı bir konu. birisi dünyanın en sapık çifti. diğeri seks bağımlısı bir dahi, diğerleri seks bağımlısı. şimdi ben bu kişilerin ne yaptıklarına bakarken özel hayatlarına bakmazsam, kapitalist sistemi eleştiremem. bu yüzden bu adamların özel hayatı beni çok ilgilendiriyor.
ateizmi benimsemiş kişiler aslında, kendi kibirlerini ve gururlarını ilahlaştırmışlardır.
''tanrı boşluklardadır'' tezini kanıtlayan ateistlerin, boşluklarını et parçalarıyla doldurmaları bize ilkel yaşamı hatırlatabilir.
sonuç olarak bu ruh hali, hastalıklı bir ruh halidir ve sistemin buralara gelmesindeki rolü tartışılmalıdır.
düzeltme: bu yazı içinde bulunduğum populasyonda, yozlaşan ateist düşünceye karşı yazılmış ve tam onun seviyesinde, karşısında duran bir yazıdır.
gerçek ''a-deist'' olarak sorgulamasına devam edenler doğruya ulaşacaktır.