babanın ölmesi

entry1127 galeri
    370.
  1. doğum günümden bir gün sonraydı. annemle bozuktu biraz araları. o soğuk havayı yumuşatmak bana kalmıştı. ikisi de ne isterse yapıyordum, hır gür çıkmasın ağzımızın tadı daha fazla kaçmasın diye. sonra babam kahveye gitti. yarım saat geçmeden öksürerek kapıdan girdi, ağzından ilk defa "beni hastaneye götürün". cümlesini duydum. gittiler. 1 saat sonra annem girdi kapıdan önce, arkasından halam ve amcam. ağlamaklıydı hepsi, annem hariç. tuttu kolumuzdan yukarı çıkardı, fotoğrafını indirdi duvardan -bu kötüye işaretti, cenaze evlerinde ölünün fotoğrafı asılmazdı- gözlerimize baktı, "babanız öldü" dedi.

    hiçbir şey hissetmedim. şakadır yahu dedim, benim yeşil gözlü tentem nasıl olur da ölür, hem sığmaz ki tabuta dedim ve o gece hiç ağlamadım. sonra ev kalabalıklaştı. "başın sağolsun"lar havada uçuşurken ben elimde onun gömleği boş boş bakıyordum etrafıma.

    ben babamı çok severdim. o da beni severdi. hele bir meloşum deyişi vardı ki..
    ölmeden önce doktora "beni kurtarın doktor bey, bana ihtiyacı olan çocuklarım var" deyişi onun nasıl koca yürekli bi adam olduğunun en güzel örneği belki de.

    velhasıl kelam; eksik kalmaktır. aradan yıllar geçse de eksikliğini dolduramamaktır. gözlerin hep o şirin devi arar. güvendiğin tek erkek artık yoktur ve sen korkmaya başlarsın.
    uyaran yoktur seni evden çıkarken "aman kızım sakın.." diye. kimse sormasın istersin onu, kimse konuşmasın hakkında. yarımsındır. yarım ben seni çok özledim.

    ben babamı 7 yıldır öpmedim. vakit çok geç değilken, pişman olmamak için öpün babalarınızı. benim yerime de öpün ama.
    45 ...